Side Antik Kenti

Mart 9, 2010 Yazan admin  
Katagori Side Antik Kenti


Side Antik Kenti
Eşsiz bir işçiliği olan antik kentte iki ana cadde var. Bu caddeler antik çağın sütunlu caddelerine iyi birer örnek. Kent kapısını geçtikten sonra yassı taşlarla döşeli alan, caddelerin başlangıç yeri. Bu caddelerin her iki yanında sütunlu portikler ve onların hemen arkasında da dükkanlar bulunuyor.Surun dışında, kent kapısının karşısında Anadolu’nun en büyük tarihi çeşmesi nymphaeum var. Bu çeşmenin önünde geniş bir havuz yeri bulunuyor. Tiyatrodan sonra geniş bir caddeden geçip anıtsal bir yapıya varılıyor. Bu yapı, boyutları 100×100 m. olan agora. Kentin pazar yeri olan agora da portiklerle çevrili ve üç yanında dükkanlar yer alıyor. Agoranın güneyindeki cadde üzerinde, üç salondan oluşan ve dört tarafı portiklerle çevrili gymnasium var. Kuzey- güney doğrultusundaki ana caddede Roma Dönemi’nde yapılan kemerli bir yapı bulunuyor.

Side’nin surların dışında kalan alanda geniş mezarlıklar bulunuyor. Bunlar içinde en önemlisi Batı Negropolü. Tapınaklar ve su kemerleri de antik kentin önemli yapıları arasında. Tapınaklardan en önemlileri Athena, Apollon ve Men tapınakları. Apollon Tapınağı Athena Tapınağı ile birlikte Bizans bazilikasının avlusu içinde kalmış. Korinth düzeninde ve peripteros planlı tapınak, Roma Devrinden kalma. 150 yılına tarihlendiriliyor.

Surlar ve kapılar
Antik devirlerdeki tüm kentler gibi Side’nin etrafı da surlarla çevriliydi. Surlar kenti kara ve denizden kuşattıkları için kara ve deniz surları olarak ikiye ayrılıyorlar. Deniz surları büyük ölçüde tahrip olmuş. Konglomera (çakıl taşından yapılmış) bloklar kullanılarak yapılan bu surlar, Roma devrinde savunmanın önemini yitirmesiyle yıkılmış, Geç Roma döneminde ise devşirme malzeme ve kireç harcı ile yeniden onarılmış. Kara surları, doğuda toprakla örtülü olanlar dışında hemen hemen sağlam durumda.

Düzgün bir şekilde işlenmiş konglemera bloklardan harçsız olarak yapılmış olan bu surların üzerinde değişik şekillerde on üç tane kule bulunuyor. Kara surları üzerinde iki büyük kapı bulunuyor. Bunlardan ilki kara yolunun asfaltlanması sırasında büyük ölçüde tahrip edilen Büyük Kapı. Hellenistik devirde yapılan kapı, aynı zamanda şehrin ana kapısı. İkinci büyük kapı şehrin doğusunda yer aldığı için Doğu Kapısı diye adlandırılmış. Bu kapıda Büyük Kapı gibi Hellenistik devirde konglemera bloklar kullanılarak yapılmış. Zamanla kumul altında kalan kapı, ancak on bin metreküp kumul kaldırıldıktan sonra ortaya çıkarılabilmiş.

Side Tiyatrosu
20.000 seyirci alabilecek büyüklükte olan Side Tiyatrosu’nun mimarlık tarihi açısından önemi; diğer Roma tiyatroları gibi dağ yamacına değil, kemerli mekanlar üzerine kurulmuş olması. Cavea, oskestra ve scene olmak üzere üç bölümden oluşan tiyatro, Pamphylia tiyatroları içinde en büyük ve anıtsal olanı. Seyirci bölümü bir diazoma ile iki kata ayrılmış. Orkestra yarım daireyi aşan bir kavis şeklinde. Geç İmparatorluk Devrinde gladyatör yarışları ve hayvan mücadelelerinin yapıldığı arena olarak kullanılan tiyatro, Bizans Devrinde açık hava kilisesi olarak kullanılmış.

Side Su Yolları
Roma Devrinde yapılmış. Su kemerleri ve tünellerin büyük bir bölümü günümüze kadar gelebilmiş.

Side Manavgat Antalya Tarihçesi
“Side” adı Anadolu dilinde “Nar” anlamına gelmektedir. Bu özellik ve belgede bulunan bazı yazıtlardan elde edilen bilgiler Side tarihinin Hititlere kadar uzandığını göstermektedir. Fakat Anadolunun en eski yerleşim birimlerinden biri olan Side’nin M.Ö. 7. yüzyıldan önce kurulduğu da söylenmektedir. Anadolu tarihleri içerisinde Side, diğer Pamphylia kentleriyle aynı aşamaları geçirmiştir. Yunanlılar M.Ö. 7. yüzyıl göçler sırasında Side’ye gelmişlerdir. Eldeki yazıtlara göre M.Ö. 3. yüzyıla değin de kente özgü bir dil konuşmuşlardır. Hala tam olarak çözülemeyen bu dil Hint-Avrupa dillerindendir. Side M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısında Lidyalıların, M.Ö. 547-546′da da Persler’in egemenliğine girmiştir. Pers yönetiminde gelişen kent. İ.Ö. 334′ de İskender’e teslim olunmuştur.İskender’in ölümünden sonra Antigonus’un (323-304). Ptolemaioslar’ın (301-215). M.Ö. 215′ten sonrada Suriye Krallığı’nın denetimi altına girmiştir. M.Ö. 2. yüzyılda Ptolemaioslar’ın güçlü savaş ve ticaret filoları sayesinde en parlak dönemini yaşayan kent, bu sürede imar edilip bir bilim ve kültür merkezi haline getirilmiştir. M.Ö. 188′de Apameia Barışı ile Bergama Krallığı’na bırakılan Side, Doğu Pamfilya bölgesiyle birlikte bağımsızlığını korumuş, büyük ticaret donanmasıyla refaha ve zenginliğe kavuşmuştur. M.Ö. 78′den sonra Roma egemenliğinde bulunan kent, İ.S. 2. ve 3. yüzyıllarda bölgenin ticaret merkezi oldu. Özellikle köle ticaretinin sağladığı zengin ve parlak bir dönem yaşandı. 2. yüzyıl boyunca bir bilim ve kültür merkeziydi. Suriye krallarından VII. Antiokhos, tahta geçmeden önce burada eğitim gördü. Kral olduğu zaman (M.Ö. 138) Sidetes adını aldı. Bu devre kadar başta Athena ve Apollon olmak üzere Afrodit, Ares, Asklepios ,Hegeia, Kharitler, Demeter, Dionisos, Hermes gibi birçok tanrıya inanıp tapan Side’liler İ.S. 4. yüzyılda hristiyanlaşmaya başlamışlardır. Side, İ.S. 5. yüzyılda Pamfilya Metropolisi ( Piskoposluk Merkezi ) olunca, 5. ve 6. yy’da en parlak devrini yaşamıştır. Bu gelişim 7. 9. yy’lar arasında Arap akınları ile son bulmuştur. Kazılar sırasında büyük bir yangın ve çok sayıda deprem izlerine rastlanmıştır. Arap istilası, doğal afetler kentin terk edilmesine yol açmıştır. 12. yüzyılda Arap coğrafyacısı Idrisi burayı ölü bir kent olarak göstermekte ve Yanmış Antalya olarak tanımlamaktadır. İdrisi’ye göre 1150′ye doğru kent halkı Side’den göç etmiş, XII.yy’da Side tümüyle boşaltılmıştır. 13. yüzyılda Selçuklular’ın 14. yüzyılda ise Hamitoğulları Beyliği ve Tekelioğulları’nın egemenliği altına giren Side’de bu devirlerde yerleşim olmamıştır. 15. yy’da kesin olarak Türk topraklarına katılmıştır. Ancak ne Osmanlılar nede Selçuklular Side’de oturmadıklarından, yarımada üzerinde Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait eserlere rastlanmaz. 1895 yılında, yarımadanın uç kısmına bir köy kurularak Girit Adası’ndan gelen göçmenler buraya yerleştirilmişlerdir. Bugünkü köyün çekirdeğini oluşturan küçük köy zamanla tüm yarımadayı kaplamıştır. Antik yapılarıyla kendine özgü mimarisiyle, köy evlerinin bir arada bulunması sonradan “Selimiye” adını alan Side’nin turizme açılmasında büyük rol oynamıştır. Side tarihin derin izlerini taşıyan bir kenttir.

Yorumlar

Yorum Yapma Kapali.

TOPlist - Toplist