Antalya Manavgat’ta 49 Doktor Aile Hekimliği Hizmeti Veriyor

Ocak 13, 2011 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Manavgat Sağlık Grup Başkanı Dr. Aşur Eker, İlçede 15 Noktada Aile Sağlığı Hizmeti Verdiklerini Belirtti. Dr. Aşur Eker, Açıklamasında, Manavgat’ta Aile Hekimliği Hizmetine 13 Aralık 2010 Tarihinde Başladıklarını Belirtti. Dr. Eker, 15 Ayrı Noktada Verdikleri Aile Sağlığı Hizmetinde 49 Doktorun Görev Yaptığını Söyledi.

Manavgat Sağlık Grup Başkanı Dr. Aşur Eker, ilçede 15 noktada aile sağlığı hizmeti verdiklerini belirtti.

Dr. Aşur Eker, açıklamasında, Manavgat’ta aile hekimliği hizmetine 13 Aralık 2010 tarihinde başladıklarını belirtti. Dr. Eker, 15 ayrı noktada verdikleri aile sağlığı hizmetinde 49 doktorun görev yaptığını söyledi.

Doktor açıkları bulunmadığını belirten Eker, aile hekimliğinde 3 bin 500 hastaya bir doktorun düştüğünü kaydetti. Eker, aile hekimliği hizmetinde doktorunu değiştirmek isteyen hastaların, doktorlarını 3 ay sonra değiştirebileceğini ifade etti. Manavgat’ta toplam 218 doktorun görev yaptığı bilgisini veren Eker, bunun 76′sı Manavgat Devlet Hastanesi, 23′ü Özel Akdeniz Hastanesi, 27′si Özel Bilgi Hastanesi, 18′i Özel Sevgi Hastanesi, 26′sının Özel Side Anadolu Hastanesi ile 48′inin ise sağlık ocaklarında görev yaptığını kaydetti.

Kaynak:(Cihan Haber Ajansı)

Manavgat´ta Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan Bir Milyon Liranın Üzerinde Yardım

Ocak 13, 2011 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Manavgat Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (sydv), 2010 Yılında İhtiyaç Sahiplerine 1 Milyon 28 Bin 573 Lira Yardım Yaptı

Manavgat Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV), 2010 yılında ihtiyaç sahiplerine 1 milyon 28 bin 573 lira yardım yaptı. Vakıf geçen yıl başvuruda bulunan toplam 4 bin 354 kişiye ayni ve nakdi yardımda bulundu. 9 aileye de proje desteği sağlayarak iş kurmasına yardımcı oldu. SYDV Başkanı Manavgat Kaymakamı Hacı İbrahim Türkoğlu, vakfın sosyal hayatı dengede tutmak amacıyla çalıştığını belirterek, geçen yıl olduğu gibi 2011 yılında da ihtiyaç sahiplerine yardıma devam edeceklerini bildirdi. Türkoğlu’nun verdiği bilgiye göre, SYDV geçen yıl 1468 aileye 319 bin 850 lira nakdi gıda yardımı, 8 aileye 14 bin 400 lira ayni ve nakdi barınma yardımı yaptı. Aynı şekilde yangın, sel gibi doğal afetlerden zarar gören 11 aileye 30 bin ayni ve nakdi afet yardımı, ilköğretim, lise ve üniversitede eğitim gören bin 386 öğrenciye 250 bin 450 lira okula başlama yardımı, hasta ve yardıma muhtaç durumda olan 182 aileye 54 bin 485 lira tedavi, ilaç ve yol giderleri için ayni ve nakdi yardım yapıldı. SYDV tarafından geçen yıl yapılan yardımlar arasında 5 özürlüye 9 bin 160, 9 aileye iş kurmaları için 53 bin 328, bin 199 kişiye periyodik ve 86 kişiye de bir defaya mahsus olmak üzere 296 bin 900 lira yardımda bulundu.

Kaynak: (Anadolu Ajansı)

Manavgat Tarihi Manavgat Tarihçesi


Antik dönemlerde Pamfilya’ doğu kısmı, Manavgat bölgesi hakkında en eski kaynak Hititlerin çivi yazılı tabletlerinde görülmektedir. Hitit kaynaklarına göre Akhiyavalar’ın bu bölgede yaşadıkları (M.Ö. 1600-1200) ve Luvicce adlı bir dilin konuşulduğu belirtilmektedir. Hatta Hitit Kralı II. Murşilin anallerinde ( Kralın yaptıklarını anlatan yıllıklar) “II. Murşilin M.Ö. 1400 yıllarında Kilikya’ ya girdiği 6000 kişiyi öldürerek Pamfilya şehir devletlerini alarak geri döndüğü “yazılıdır.M.Ö. 14. ve 13. y.y. başlarında Yunanistan’ın Arkadia kavimler göçüyle gelen Akhalar tarafından istila edilmeye başladığı ve Akhaların getirdiği Arkadia – Greek lehçesiyle burada yaşayan yerli unsurların (dilin) Hititçe -Luvice’nin kaynaştığı, Side’ de ele geçen ve bugün Side Müzesinde sergilene yazılı kaynaklar nedeniyle Araştırmacı-Arkeologların SİDECE adını koyduğu bir dilin ortaya çıktığı görülmektedir.Antik Pamfilya bölgesi M.Ö. 8. ve 7. y.y. da ikinci kez Batı Anadolulu Aiol ve İyon kafileleri tarafından kolonizasyon hareketlerin e maruz kalmıştır.Bu hareketler sırasında Ege’deki Kymeliler (İzmir Aliağa yakınında bir İyon kenti)Antik Side şehrini bir Koloni şehri olarak kurmuşlardır.Turuva Savaşı sırasındaki bu kavimlerin göçü ve kolonizasyon hareketleri sonunda yeni gelenler ile yerli halk, yavaş yavaş karışıp kaynaşmış ve Hellenleşen şehir devletleri (Yunanca “POLİS” ) ortaya çıkmıştır. Bugünkü Manavgat ilçe sınırları içindeki antik şehirlerin bir çoğu bu dönemde kurulmuştur.Heredot’a göre:Akdeniz sahillerine yerleşim daha eskilere M.Ö 2000′in başına kadar (M.Ö. 1800 yılları ) götürülür. Turuva Savaşında orduları dağılan Amhilophos Colehos ve Mophos’un Antalya Bölgesine yerleştikleri anlatılır.Bu komutanlar çevresindekilerle birlikte, bu bölgeye gelip yerleşmeden önce, Turuva Savaşlarına bu bölgeden yardım eden soyların da var olduğunu yazar.
Yine Heredot’a göre, Lydia Kralı Cresus (Krezüs)’un M.Ö. 334 yılında buraları fethiyle de Makedonyalıların egemenliği altına girmiştir.Böylece 210 yıl süren Pers hakimiyeti son bulur.

M.Ö 223 yılında B.İskender ölünce generalleri imparatorluğu bölüştü Pamfilya, Likya ve Yukarı Firikya Antionos (Antigone )’a verildi. Ancak hissesine razı gelmeyince B.İskender’in imtiyazlı generali Petigos ile yaptığı savaşta yenilerek Yunanistan’a kaçtı ve bu generaller arasındaki savaş uzun süre devam etti. Sonunda, M.Ö. 307 de Antinos, Pamfilya’yı elinde tutan Omedis’i de yenerek yöreyi ele geçirdi.”KÜÇÜK ASYA KRALI” unvanını aldı. Suriye’yi fethetti ama durmayan generaller savaşında sonunda M.Ö. 301 yılında 84 yaşında öldü.

Pamfilya M.Ö. 302-218 yıllarında Ptolemeioslar’ın, M.Ö. 215-189 yıllarında Selevkios Kral Autiochos’un, ünlü Kartacalı komutan Hannibal’ın komutasındaki donanmasını Roma senatosuna bağlı Rodos donanmasına, Side açıklarında yapılan deniz savaşında yenilmesiyle, (M.Ö. 190 ) Roma’ya , M.Ö. 188 yılında da Roma Senatosu tarafından Pamfilya Bergama Krallığı’na verilmiştir.

Ancak Helenistik Krallıklar boyunca sürekli özelliğini koruyan ve gittikçe hellenleşen gelişimini sürdüren Pamfilya şehirleri ve özellikle bunlardan Side şehri Bergama krallığı ile çıkan sınır anlaşmazlığı yüzünden, 0M.Ö. 188-102 yılları arasında bağımsız kalarak Hellenistik dönemin en parlak çağını yaşamıştır.Romanın kirli işlerine karışmamıştır.Bu nedenle Bergama Kralı Attolos II. Bölgenin en önemli ve liman şehri Side’yi alamayınca kendi adını alan ATTALİA (Antalya ) ‘yı Liman kenti olara kurmak zorunda kalmıştır.İşte bunun için Side’ye “Eski Antalya “, Antalya’dan daha önce kurulmuş olduğundan denmektedir.

Hellenistik Krallıklar zamanında sık sık el değiştiren Pamfilya’da büyük bir otorite boşluğunun olması, Roma’ya uzak oluşu , Özellikle doğuda Kilikya bölgesi ve dağlık bölgelerde saklanabildiklerinden bölgede korsanlğın ortaya çıkıp çoğalmasına güçlenmesine neden olmuştur.Pontus Kralı Mitridates VI’nın Romalılara karşı korsanlığı desteklemesiyle durum daha da kötüleşmiş hatta Alanya’da (Cerecetyne) Korekesion Diodotos Tttryphon adlı bir zorba korsan, başkanlığında para basıp kaleler inşa edecek düzeyde ileri giderek helenistik şehirleri tehdit ederek zayıflamalarına neden olmuştur. Hatta bu zorba korsan, Suriye Krallarına kafa tutarak, Selevkos Kırallarına kafa tutarak, Selevkos Krallarını devirecek ve yerine istediğini geçirecek güce bile sahip olmuştur.Bu tehdit M.Ö. 78 yılında Romalı Konsül Pub lius Servillius’un Pamfilya ve Kilikya’yı Roma’ya bağlaması ve kumandan Pompeais’un bölgeyi korsanlardan tem,izlemesine kadar sürmüştür.Bazı tarihçiler “…Pompeais’un 24 generalin komutasında 120 bin asker, 500 parça gemiyle Akdeniz’e açıldığını, Pamfilya’yı tüm korsanların gemilerini yakarak Akdeniz’i onlardan temizlediğini, Trayphon’un yaptırdığı kaleleri yakıp yıkarak sağ kalanlarının da Torosların tepelerine kaçtıklarını ….”" yazar.

Pompeyüs kısa zamanda Anadolu ve Akdeniz’de sağlam bir egemenlik kurarak bir çok küçük devlet ve bölgedeki Prenslikleri Roma’ya bağlayıp, bölgeyi Roma eyaleti haline getirmişse de, Pamfilya’da korsanlığın kökünü kazıyamadı. Bunların kökünü Sezar temizler.Roma senotosunca idama mahkum edilince Pafilya kıyılarına kaçan Sezar, önce korsanların eline düşer onların elinden kurtulup Milet’e kaçar. Milet’te eline geçirdiği gemiler ve Miletlilerin yerlerini iyi bildiği korsanları yakalayarak, Bergama’ya getirip hepsini asar. Bunlarla yıldızı parlayan Sezar büyük bir ordu ile Anadolu seferine çıkar. Pamfilya ve Kilikya’da Roma hakimiyetini kurduktan sonra ‘da Roma’ya o meşhur mektubu yazar. “GELDİM, GÖRDÜM, YENDİM” . bu arada Mısıra kaçan Pompeyüs’ü takip eden Sezar, Mısır üzerine yürüyerek Mısır’a gider. Pompeyüs’ü öldürür. Orada Gördüğü Kleopatra’ya aşık olur .Adeta Sezar’ı büyüler . Kleopatra’nın etkisinde kalan Sezar Mısır’ı , Kleopatra’ya vererek Roma’ya döner. Sezar’dan sonra Anadolu’nun yönetimi Markus Antonius’a verilir. Tabi Pamfilya’da…..
Anadolu’daki sık sık değişen bu egemenlik savaşlarında, bilhassa Pamfilya (Manavgat), dağlık olduğundan, Alanya ve çevresiyle birlikte hep bu olayların içinde kalmış ve küçümsenemeyecek üne de kavuşmuştur.
Özellikle Köprüçay ve Manavgat Çayından yararlanarak dağlık bölgelerin kerestelerini ta Mısır’a kadar satarak kereste ve zeytin yağı ticaret yapılmıştır.

Marcus Antonius buraların hakimi olup Kleopatra’yı tanıyınca Korekesyon’u (Alanya) çevresiyle birlikte Kleopatra’ya armağan eder.Bunların zenginlikleri, özellikle keresteleri Mısır’a akar
Burada bölgenin, çok önemli diğer kenti Side için, Strabon ne diyor? Strabon’a göre Side;
M.Ö. 7. yüzyılın ikinci yarısında, bir İonia kentinden gelen Helenli kolonistlerce kurulmuştur. Kentin adı Helence olmayıp, Anadolu lehçesinde “NAR” anlamına gelir. Nar meyve olarak M.Ö. 500 yıllarından itibaren, şehir sikkelerinde, bereket ve bolluğu sembolize etmektedir.Side’nin gelişmesinde kolonistlerin büyük payı vardır. Ve çok zengin bir liman kenti haline gelir. Kent yalnız geniş bir bölgeyi kapsayan zenginliği ile değil, köle ticareti ile de tanınır. Özellikle şehirde, özel bir podyumda teşhir edilerek gösterilen kadın kölelerin güzelliğinin ünü çevredeki tüm ülkelere yayılmıştır. Roma’nın kirli işlerine hiçbir zaman bulaşmayan Side’liler, M.Ö. 2. ve 1. yüzyıllarda barış içinde yaşadılar.Side’nin en görkemli dönemi M.Ö. 2. yüzyılın ilk yarısıdır.En önemli, en süslü yapıları bu dönemde yapılmıştır. Roma imparatorluğu döneminde; Ö.Ö. 27 den M.S. 192 yılına kadar süren imparatorluk devrinde Anadolu Roma egemenliğinde kalmış.Oktaviyanus imparatorluğu eyaletlere ayırdıktan sonra Pamfilya ve Akdeniz sahillerindeki Krallıklar olduğu gibi Roma ‘nın eyaletleri haline gelmiştir.M.S. 3. yüzyıldan sonra devlet idaresinin zayıflamasıyla kuzeyde dağlık bölgelerdeki kavimlerden DOSTLAR yada İSKİTLER M.S. 266-270 yıllarında bölgeye inerek Side’yi kuşatmışlardır.Daha sonraki M.S. 361-363 yıllarında da İSAURALILAR yine Side ve bölgesini kuşatıp yağma ve talan ederek 2. çöküş dönemini yaşatmışlardır.

BİZANS HAKİMİYETİ
M.S. 4. yüzyıl boyunca gittikçe Hıristiyanlaşan bölge M.S. 395 yılında Roma imparatorluğunun doğu ve batı olarak ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma Bizans egemenliği altında kalmıştır. Denizcilik ve ticaretin önem kaybetmesine karşın M.S.4-6 yüzyıllarda , Bizanslılar döneminde tarım ve ziraatla yapılan ilerlemelerle tekrar canlanan bölge şehirlerinden Side , imparatorluğunun (dini anlamda) doğu Pamfilya Metropolitanlığının başkenti olarak eski sınırlarını da aşan ünlü bir şehir haline dönüşerek 3. parlak dönemini yaşamıştır.Bizanslılar da Roma hakimiyeti sırasında , bölgede yapılan koruyucu kale ve garnizon binalarını kullanarak aynı sistemi devam ettirmişlerdir.Önceleri ;Körüçay Havzası , Manavgat çayı Havzası ,daha sonra Zincirli kale ile Akseki – İbradı güzergahlarındaki küçük küçük yerleşimler bunu ispatlıyor.

M.S. 7 yy’lardan başlayan ve ardı arkası kesilmeyen arap korsanların akınlarına uğrayan , bölgedeki hırıstiyan şehirlerinin gittikçe önemi azalmaya başlamış, araplar tarafından sürekli yağma ve talan edilen bölgeyi korumak için Bizans imparatorluğunun kurduğu özel donanma bile bölgeyi koruyamamış , yavaş yavaş islamlaşan bölgede Side-Manavgat – Hisar vb.gibi bazı stratejik yerler ve kentlerde ufak keşişlikler halinde yaşamlarını sürdürmeye çalışan Bizanslıları; ayrıca Rodos , Venedik ,Ceneviz korsanlarının talanları ve Kıbrıs Krallarının saldırıları ile haçlı seferleri sırasındaki yağmalar , bölgenin ekonomik gücünü olduğu kadar kentlerini de yıpratmıştır.
Dönemin Arap coğrafyacısı İdrisi’nin (1150)’yanık Antalya ‘ olarak belirttiği bölge, Side gibi kentlere dönüşmüş, 12. y.y. da da tamamen terk edilmiştir.

SELÇUKLULAR VE OSMANLILAR DÖNEMİNDE MANAVGAT
12. ve 13. yy. da Selçuklu Türklerinin yoğun bir yerleşimine sahne olan Manavgat’ı Teke yöresiyle değerlendirirsek;13. yy sonunda Anadolu da Türk Beylikleri , yani Beylikler dönemi başlayınca, Antalya ve Isparta bölgeleri Hamitoğulları’nı eline geçmiştir.ancak Hamitoğulları bir ara Selçuklulardan sonra İlhanlılar’ın hükmü altına girdiler ise de, Hamitoğulları olarak hüküm sürdüler , 1300 yıllarında da Isparta ve Antalya (Tekeoğulları) olarak ikiye ayrıldılar. Merkezleri de Antalya, zaman zaman da Korkuteli olmuştur.(1331-1423 ). İşte bu yüzden Korkuteli civarına Teke yöresi denir.Antalya’daki Tekelioğlu ailesi de ta o hanedandan yani Hamitoğullarının bir kolundandır. Diğer yönden ele alırsak :

Manavgat Hisar mahallesinde ziyaretgahtaki (Mezarlık’taki) sandukada 1272 tarihi ve sandukalardaki şekil ve yazılar Isparta, Atabey, Ertokuç Medresesi yanındaki bir sanduka ile tıpa tıp aynıdır.Yani Selçuklu Türklerinin Manavgat’a Hamitoğullarının batıdan gelişinden daha önce kuzeyden geldiklerinin ispatıdır. Köprüçayı yöresinde Olukköprü’nün güney taraflarında (Karabük köyünde o günlerden kalma bir camii vardır. Önceleri bu açık hava camisi ibadete açıktır.) 1148 de Bizanslıları yenen Selçuklu Türkleri bu bölgeyi alarak Alanya’yı zaptetmişlerdir. (1223) Hatta Büyük Selçuklu sultanı Alaaddin Keykubat (1220-1237) bölgeyi Bizanslılar’dan temizleyerek , yenik valinin kızıyla evlenmiş, Şehrin adını da Alaiye olarak değiştirmiştir. Yani kendi adını vermiştir.Alara kalesini de Alaaddin Keykubat’ın yaptırdığı söylenir. Alaiye’yi kendisine kışlık merkez yapar.
Ancak esas Türk egemenliği , Hamit ve Tekeoğullarının bu bölgelere dağılıp yerleşmelerinden sonra başlamıştır.Bu dönemden başlayarak Manavgat’ın tarihi , Alanya tarihiyle birlikte değerlendirilmektedir.Bunun nedeni,bu bölgede büyük şehirleri olmayan Türklerin,yerleşik bir hayata geçemeyerek hayvancılıkla uğraşan göçebe(yörük) olarak yaşamaları,ya da yerleşik hayata geçenlerin dahi köy köy beylere (Batı yakasında Tugay Beyleri,Doğu yakasında Senir Beyleri)tabii olarak,Selçuklulardan itibaren önemli bir merkez olan Alanya Sancak Beyliği’ne idari olarak bağlı olmasındandır.Bu dönemde Alanya’da basılan paraları Manavgatlılar kullanmışlardır.Hatta bunlar arasında Karamanoğulları(1293),İlhanlılar(1304-1306) ve Mısır kölemenleri(1323-1341)’nin de paraları bulunmaktadır.

Beylikler dönemi (14.yy.da..) Hamitoğulları ve Tekeoğullarının nüfusu altındaki Manavgat,1361 yılında Kıbrıs Kralı Pierre,yörede yerleşen Türklerin Mısır’a yardım etmesiönlemek amacıyla Antalya’yı zaptedince,Alanya ve Manavgat bu egemenliği kabul etmek zorunda kalmıştır.Ancak mücadeleden de vazgeçmeyen,Mısır’a yardımı sürdüren Tekeoğulları 1364 yılında Alanya ve Manavgat Beyleri’nin yardımını da alarak,Kıbrıs Krallığı yanlısı Antalya’ya saldırdı.Fakat Antalya’yı denizden kuşatan Alanya Donanması yakıldı.Gizli gizli Mısır’a yardımı sürdüren Manavgat,Alanya ve Karamanoğulları Kıbrıs Kralı Pierre’nin planını bozmuşlarsa da,1365 yılına kadar Manavgat ve Alanya Kıbrıs yönetimi altında kalmıştır.

15.yy.ilk yarısında bölgeyi elinde bulunduran Karamanoğulları Beyliğinden,Karaman Bey,Osmanlıların buraları almak için sefere hazırlandıklarını öğrenince,Alanya ve Manavgat’ı alelacede Mısır’a 500 dinara satmıştır.Tabii Kıbrıs’ta (1425) Mısır Krallığı’na bağlanmıştır.Ama Mısır Kralı II.Murat’ın kuvvet topladığını,yakında sıranın kendine geleceğini biliyordu.

1462 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Karamanoğulları Beyliği’nin ortadan kaldırılmasıyla Manavgat,Alanya ile birlikte Osmanlı Egemenliği altına girmiştir.1530 yıllarına ait Osmanlı arşivlerinde Manavgat’ın,Alanya yörük toplumları ve Tımarları içinde,Nahiye olarak kaydı vardır.Manavgat Çayı’nda gemileri olanlar da diğerlerinin dışında gemi vergisi olarak götürü vergisinden söz edilmektedir.Osmanlı İdari Teşkilatında Manavgat yine Beylere tabi olarak II.Murat zamanı(1584)kayıtların Teke iline bağlı Alanya’yla birlikte 1603-1604 yılları arasında tımarlı bir nahiye olarak gözükür.
Sultan Abdülmecit zamanında (1859)yapılan yeni idari düzenleme ile Manavgat, yine Alanya sancağına bağlı olarak Konya eyaletine bağlanır.1868 yılında sancakların Antalya’ya verilmesiyle Alanya ve Manavgat’ın itirazlarına rağmen,1871′de bir kaza olarak Alanya ile birlikte Alanya kazasının nahiyesi olarak Antalya’ya (Teke Sancağına)bağlanır.Buna çok kızan Alanyalılar;6 köy ve mahalle muhtarları ve imamları ile birlikte 71 Alanyalı tarafından mühürlenmiş,bir tutanak hazırlamışlar.Bu tutanak Alanya’lıların Antalya’ya karşı duydukları kırgınlığın tam bir ifadesidir.Nitekim tüm bunların üzerine 1896 yılında Alanya kaza olarak yine Konya vilayetine bağlanınca Manavgat’ta Konya’ya bağlanmış oldu.

Böylece Manavgat Irmağı’nın batısı Tugay Beylerinin,doğusu Senir Beylerinin Tımar,zeamet ve hasları olarak Cumhuriyet’in ilanına kadar devam etmiş,daha sonraları buralar bu beylerin üzerine tapu edilmiştir.
Görüldüğü gibi Manavgat ve civarı güç kime geçtiyse olaralara tabi olmak zorunda kaldığından bir batı,bir doğu derken sonunda Türklerin egemenliği altına girmiş ve Türk şehri olarak yaşamını sürdürmektedir.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE MANAVGAT
Bugün kü Manavgat’ın kuruluş tarihi hakkında kesin bir kayda rastlanmamakla birlikte köklü bir yerleşim merkezi oluşu 150-200 önce rastlamaktadır. Yakın tarihe kadar , şimdiki ilçe merkezinin bulduğu Manavgat Çayı’nın civarında iki yakalı (kayık ve gemilerin çay üzerinde, iki yaka arasında , yük ve insan nakli yapıldığı) bir yer olarak belgelerde görülmektedir. Cumhuriyet ilanıyla , 1923 yılında vilayet yapılan Antalya ile birlikte Manavgat’ta Beşkonak ve Taşağıl Nahiyeleri ile kaza yapılmış (1924) ve Antalya ‘ya bağlanmıştır.O zamanlar elverişsiz doğal ortam (çay taşmaları, sıtma sıtma hastalığının bir doğal afet olması) nedeniyle büyüyüp gelişemeyen Manavgat için o günkü Manavgat için Orhan Tunçdemir’in tasfiri o günkü Manavgat’ı ne güzel anlatıyor: Cumhuriyetin ilk Kaymakamları Lütfi Bey ve Avni Refik’tir. Cumhuriyetin ilk yıllarında İttihat ve Terakki zamanında temeli atılan şimdiki “Çağlayan İlkokul ve Tugayoğullarından Hafize Hatun camii ve caminin yanında Hoca Mustafa Medresesi ” en önemli yapı olarak gözükmektedir. Bunlardan başka, 1920-1930 yıllarında, 3 ağaya ait konut, bir iki tahta kagir bina ve yörüklerin kışladıkları bir sürü saz damlar bulunmaktaydı. Taşıt olarak 3 ağaya ait iki tekerlekli binek arabası vardı.o zamanlar ırmak üzerinde köprü olmadığından kayıla ve küçük mavnalarla insan ve yük nakli yapılırdı. Bütün manavgat’ın lağımları ırmağa akardı. Çok miktarda hayvan besleyen yörüklerin saz damlarının etrafı gübre tepecikleri ile doluydu.Bu yüzden bataklıklarda ürey4en sivrisinek , gübreliklerde üreyen kara sineklerden yaşanmaz, pis ve bakımsız bir belde idi. 50 yıl önce Manavgat… Durumun en acı tarafı , lağım ve gübreliklerinin pis suyunun aktığı Manavgat Çayından halk, içme suyunu alırdı. Hatta bu hal zamanla belediye ve hükümet yetkililerinin dikkatini çektiğinden ırmağa akıntısı olan tüm lağımlar foseptik şekline dönüştürüldü.Irmağın kirletilmesi yasaklandı.Çünkü ırmak suyunu içmekten halkı men etmenin imkanı yoktu.Çevrede başka kaynak suyu bulunmuyor, kuyu açmak zahmet ve masrafından ırmaktan su almak, halk için daha pratikti.Belediye su şebekesi kuruncaya kadar bu hal devam etmiştir.
… Irmak kenarındaki lokantalarda yemek yiyen müşteriye garson , gözü önünde sürahiyi çaydan doldurup masaya kordu… 1940 yılında 1162 olan nüfus ancak tarım ve eğitim gelişmesi hükümet ve belediyenin doğal şartlarla mücadelesi sayesinde 1960 ‘lı yıllarda itibaren gelişmeye başlamıştı. Son zamanlarda ki turizm ile birlikte Türkiye’nin her tarafından , hatta yabancı ülkelerden bile insanların gelip yerleştiği bir kent olmuştur. İnsan ihtiyaçları kurumlaşmış devlet kendisini hissettirmiş ve yerel yönetim kentin eksiklerini gidermeye başlamıştır..Bu dönemde ırmak üzerinde demir köprü 1??? Yılında Alman Grup Firması tarafından yapılmıştır.Halkın ekonomik ve kültürel seviyesi artıkça daha modern bir kent olmaya başlayan Manavgat 1990′lı yıllarla birlikte il olmayı hak eden çağdaş bir kent görünümüne kavuşmuştur….

Manavgat Ünv Akdeniz Eylem Günü 2010

Aralık 18, 2010 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Akdeniz Üniversitesi (aü) Fen-edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof

Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Battal Çıplak, küresel ısınma nedeniyle dünyada 2100 yılı sonu itibariyle 6 derece, Türkiye’nin yer aldığı Akdeniz Havzası’nda ise 6 ile 12 derecelik sıcaklık artışının beklendiğini bildirdi.

Türkiye Tabiatını Koruma Derneği ile AÜ Manavgat Meslek Yüksek Okulunun düzenlediği ‘Akdeniz Eylem Günü 2010-İklim Değişikliklerinin Toros Dağları Biyolojik Çeşitliliğine Etkileri Çalıştayı’nda, ‘Küresel Isınmanın Biyolojik Muhasebesi’ başlıklı sunumu yapan AÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Battal Çıplak, son 500 yılda dünyanın ritmik olarak ısındığını ve soğuduğunu, yaklaşık 120 yılda bir iklimin ısınıp, tekrar soğuduğunu söyledi.

Bu ısınma ve soğumaya bağlı olarak canlıların çeşitli değişimler geçirdiğini ifade eden Çıplak, günümüzdeki iklimsel değişime insanların neden olduğunu kaydetti.

- AKDENİZ HAVZASI İÇİN RİSK-

Sanayi ve endüstri devrimiyle birlikte sera gazlarının salımı ile karbon emisyonu gibi nedenlerle 1950′li yıllardan bu yana sıcaklıkta hızlı artış görüldüğünü, son yıllarda da küresel iklim değişikliklerinin yoğunlaştığını kaydeden Çıplak, şöyle konuştu:

‘Küresel ısınma dünyanın çoğunluğunda görülüyor. Bazı yerlerde ise soğuma söz konusu. Türkiye’de de maksimuma yakın bir sıcaklık artışı olduğu görülüyor. Küresel ısınmanın en yoğun olduğu bölgedeyiz. 2100 yılı sonu itibariyle dünyada ortalama 6 derecelik sıcaklık artışı beklenirken, Türkiye’nin de yer aldığı Akdeniz Havzası’nda ise 6 ile 12 derecelik artışlar bekleniyor. Gelecekte sıcaklık artışı, enlem ve rakıma göre değişecek. Deniz seviyesinden çıktıkça, küresel ısınmanın etkisi daha da artacak.’

Küresel ısınmadan özellikle ılıman kuşaktaki coğrafyanın daha fazla etkilenmesinin beklendiğini ifade eden Çıplak, Türkiye’yi etkileyecek küresel ısınma nedeniyle Toros Dağları’nın yapısında da farklılıklar olacağını söyledi.

- ’2-3 DERECELİK ARTIŞLAR ÇOK CİDDİ’

Toros Dağları’nın çok verimli su kaynakları ile endemik bitki ve zengin canlı türlerini barındırdığını kaydeden Çıplak, ‘Küresel ısınma tatlı su kaynaklarını ciddi anlamda etkilemektedir. Dağ buzul kütleleri tatlı su kaynaklarının temel unsurudur. Erime ile tatlı su kaynaklarında sıkıntı ortaya çıkacaktır. Dünyada çoğu yerlerde ısınma nedeniyle erime görüyoruz’ dedi.

Isınmanın biyolojik muhasebesini yaparken 2-3 derecelik önemsenmeyen artışların temel nokta olduğunu ve bunun gözönünde bulundurulması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Battal Çıplak, sözlerini şöyle sürdürdü:

’2-3 derecelik ısınma çok önemli görülmeyebilir, ama yaşanan ısınma ileri süreçte daha yoğun olumsuz etkilere neden olacaktır. Bu derecedeki artışlar çok ciddi bir olaydır. Canlıların yaşam alanlarıyla ilgili sorunlar yaşanacak. Mutasyonlar olacak, yok olmalar meydana gelecek. Sıcaklık değişim miktarı çok önemlidir ve çok kısa sürede meydana gelmektedir. Sıcaklık Akdeniz Havzası’nda kuraklığa neden olacaktır. Kuraklık nedeniyle Cebelitarık Boğazı kapatılırsa, 10 bin yılda Akdeniz’in kuruyacağı hesaplanmaktadır.’

Türkiye’nin biyolojik zenginliğinin Anadolu’nun dağlarında yer aldığını, biyolojik zenginliği sağlayan endemik türlerin de Orta ve Doğu Toroslar’da yoğunlaştığını belirten Çıplak, türlerin korunması için strateji ve veri geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Çıplak, sözlerini şöyle tamamladı:

‘Her yüz türün 83′ü dünyada sadece bu noktalarda bulunuyor. Türlerin tamamı neredeyse buraya özgüdür. Bu türleri korumak hiç kolay değil, çok zor ve maliyetlidir. Dünyanın sahip olmadığı bir biyolojik çeşitliliğe sahibiz. Ne yazık ki birçok türün dağılımı, endemik yapısını tahlil etmiş değiliz. Türkiye’nin 11 bin bitki türüne sahip olduğu biliniyor. Hayvan ve diğer canlı türlerinin oranını ise henüz bilmiyoruz. Tahminlere göre, Anadolu’daki biyolojik çeşitliğin ve endemik türlerinin oluşumu, dünyadaki buzul dönemle ilgilidir. Soğuma dönemlerinde birçok canlının sığındığı yer Anadolu’dur. Bu türleri korumak için strateji geliştirmez gerekiyor.’

- DOĞAL ENERJİ KAYNAKLARI KULLANILMALI-

AÜ Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Neyişçi de ‘Akdeniz’in Doğa Koruma Stratejisi’ adını verdiği sunumunda, küresel ısınmanın medya aracılığıyla kullanılarak, güneş pilleri kullanımı gibi bazı kesimlere rant kazandıracak yeni gelir kaynakları yaratabileceğini savundu.

Küresel iklim değişikliği etkilerinin azaltılması için doğal enerji sistemlerinin kullanılması gerektiğini, Türkiye’nin de elinde özellikle Toros Dağları’ndaki ormanları bulunduğunu belirten Neyişçi, şöyle konuştu:

‘Ormanlar yenilenebilir ve en temiz enerji kaynaklarıdır. Hiçbir bilim adamı, sivil toplum kurulu bundan söz etmiyor. Oysa ki gelişmiş ülkeler odun enerjisinden çok büyük ölçüde yararlanıyorlar. Bize ait bir kaynaktır. Türkiye’nin her coğrafyasında rahatlıkla bulunabilecek bir enerji kaynağıdır. Tek enerji kaynağıdır. Çevre üzerinde de çok olumlu etkisi vardır. Ormanlar insan olmadan da 9 ile 25 yıl arasında yanıyor. Yangından korkmamak lazım. Orman ve yangın arasındaki ilişkiyi anlamadığınız sürece yangınlarla mücadele giderek masraflı hale gelir. Ormanları yıkıcı yangınlar olmadan, yangını da kullanarak çok daha beşeri kullanırsınız. ‘Yangın iyidir’ demiyorum. Ekosistemi, ormanı anlamalıyız. Yaşlı ormanlar yandığı sürece hiçbir kaybınız yok. Yangına neden olan ve hızlandıran yaşlı ormanları kontrollü yakma yöntemiyle daha büyük felaketlerin önüne geçebiliriz. Küresel iklim değişikliklerine yönelik tedbir için bu yöntemi tartışmaya açmalıyız.’

AÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Mustafa Gökçeoğlu da sunumunda, istilacı olarak adlandırılan başka bitkileri yok eden doğadaki bitki türleri hakkında bilgiler aktardı.

Çabuk üreyip, kötü şartlara dayanabilen, tohumlarıyla birlikte hızla yayılabilen istilacı bitki türlerinin başka bitkilerin yaşam hakkını elinden aldığını belirterek, peyzajcıların bitki türlerinin özelliklerine dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Gökçeoğlu, alabalığın bazı türlerinin de diğer canlıları yok etme özelliği nedeniyle istilacı türler arasında yer aldığını bildirdi.

AÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Gökoğlu da iklim değişikliklerinin, su kaynaklarındaki kirlilik artışı ile farklı türlerdeki balık göçleriyle su ürünlerine yönelik olumsuz etkilerini anlattı. Gökoğlu, göçlerle gelen Türkiye’deki balon balığı gibi zehirli balık türleri, deniz kestanesi artışı ve sünger ölümlerinin de küresel ısınma ve kirlenmenin etkileri arasında yer aldığını söyledi.

Kaynak: ANTALYA (Anadolu Ajansı)

Antalya’nın ilçesi Manavgat’ta Cuma Namazı Çıkışında 15 Bin Kase Aşure Dağıtıldı

Aralık 18, 2010 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Antalya’nın Manavgat İlçesinde Cuma Namazı Çıkışı Camilerde 15 Bin Kase Aşure Dağıtıldı.

Antalya’nın Manavgat ilçesinde cuma namazı çıkışı camilerde 15 bin kase aşure dağıtıldı. Cuma namazı çıkışında Side Belediyesi, Side Fatih Camii ile hayırseverler Külliye ve Hacı Kasapoğlu Camii’nde aşura dağıtımı yapıldı.

Aşure dağıtımına Side Belediye Başkanı Abdulkadir Uçar, Başkan Yardımcısı Ali Özdemir, Mehmet Çardak, Mustafa Gülcü, Oymapınar Belediye Başkanı Tevfik Güven, Manavgat Müftüsü Halil Taş, eski Manavgat Belediye Başkanı Zeynel Şenol, hayırsever işadamı Ömer Kasaoğlu, oda ve Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri katıldı. Oymapınar Belediye Başkanı Tevfik Güven, Manavgat’ta Muharrem ayında evlerde aşure yapma ve dağıtmanın asırlık gelenek olduğunu belirtti. Hayırsever işadamı Ömer Kasapoğlu, her yıl muharrem ayında merhum babaları Rıza Kasaoplu adına aşure dağıtımı yaptıklarını kaydetti. Manavgat Müftüsü Halil Taş, Anadolu insanının muharrem ayında aşure dağıtımını asırlardır gelenek haline getirdiğini belirtti. Taş, aşurenin içindeki çeşitliliğinde olduğu gibi aynı zamanda birlik ve beraberliğin sembolü olduğunu kaydetti.

Kaynak: (Cihan Haber Ajansı)

Kızılot Ahmet Yaşar İlköğretim Okulu

Aralık 17, 2010 Yazan  
Katagori Kızılot Ahmet Yaşar İlköğretim Okulu

Okulumuz- Tarihce ve Fotoğraflar
Kızılot Ahmet Yaşar lköğretim Okulunun Tarihi Gelişimi İlk kez 1940 yılında eğitmenli olarak okul açılmıştır.Burada Kızılot’un yerlisi Mestan EMEK çalışmıştır.1945 yılında okul binası yapılmış ve 1946 yılında öğretmenli olarak faaliyete geçmiştir.Bunun yanında 1985 yılında Taşlıca mahallesine(şu anki okulun bulunduğu yerde)3 derslikli okul açılmış ve eğitim öğretime başlamıştır.Daha sonraki yıllarda merkezdeki okul (30/09/1991)taşımalı pilot bölge seçildiği için Taşlıca ve Mısırlar mahallelerindeki okullar kapatılarak merkezdeki okulda normal eğitime geçilmiştir.
2001 yılında hayırsever bir vatandaş olan Ahmet Yaşar tarafından 8 yıllık okul inşaatına başlanmıştır.2009-2010 eğitim –öğretim yılında okulumuz Kızılot Ahmet Yaşar İlköğretim Okulu olarak eğitim-öğretime başlamıştır.
Okulumuza Çenger ve Uzunkale köylerinden taşımalı öğrenci gelmektedir.
Okulumuzun resmi açılışı 24 Kasım 2010 tarihinde sayın Meclis Başkanımız Mehmet Ali Şahin tarafından
gerçekleştirilmiştir.

Okulumuzun açıldığı günden bu yana hızlı bir şekilde eksikler tamamlanmış,şu an itibariyle her sınıfta bilgisayar ve çoğu sınıfta da projeksiyon bulunmaktadır.En yakın zamanda bütün sınıflar projeksiyona kavuşacaktır.Okulumuzda kablosuz internet erişimi mevcuttur.

1 yıl içinde okulumuzun bahçesindeki ağaçlar ve çit bitkileri de büyümüş ve okulumuzun bahçesi güzelleşmiştir.

Kısaca okulumuz her gün daha da modern ve daha donanımlı hale gelmektedir.Ayrıca bir çok branşta öğretmen açığı da giderilmiştir.

Kızılot Ahmet Yaşar İlköğretim Okulu

Kızılot Beldesi- Manavgat / ANTALYA

Tel : 0242 / 748 28 66 – 748 20 06

E-mail :971893@meb.k12.tr

Antalya’nın Manavgat ilçesi Dolbazlar Köyünde Öğrenciler Tahliye Edildi

Aralık 17, 2010 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Antalya’nın Manavgat ilçesinde dün akşam saatlerinden bu yana devam eden aşırı yağış sonucu taşkın suları altında kalan Dolbazlar Köprüsü’nde minibüste mahsur kalan öğrenciler, jandarma ve belediye ekiplerince tahliye edildi.

Edinilen bilgiye göre, aşırı yağış nedeniyle Manavgat’a bağlı Dolbazlar köyünde Naras deresinin yükselmesi üzerine köprü üzerinde taşkın meydana geldi. Akşam saatlerinde Manavgat’tan Dolbazlar köyüne dönen öğrenci servisi Dolbazlar Köprüsü’nde mahsur kaldı.

Manavgat Kaymakamı Hacı İbrahim Türkoğlu, yaptığı açıklamada, öğrencilerin Manavgat İlçe Jandarma ve Manavgat Belediyesi ekipleri tarafından tahliye edildiğini, minibüsün ise kepçe ile çekildiğini söyledi.

Vatandaşları aşırı yağış sonucu oluşabilecek sel ve su baskınlarına karşı uyaran Kaymakam Türkoğlu, özellikle Manavgat Irmağı kenarında ev ve iş yerleri bulunanların gerekli önlemleri almalarını istedi.

Manavgat Irmağı’nda su seviyesinin saniyede 860 metreküp olduğunu belirten Türkoğlu, DSİ yetkililerinin gece boyunca çalışmalarını sürdüreceğini söyledi.

Bu arada Antalya’nın Akseki ilçesinde dört gündür devam eden şiddetli yağış sonucu Devlet Hastanesinin bahçesini su bastı.

Şiddetli yağışın derelerinde taşırması sonucu Akseki Devlet Hastanesinin çevresinde bulunan istinat duvarı yıkıldı. Dere yatağından hastane bahçesine dolan su ise baskına neden oldu. Su baskını nedeniyle hastaneye giriş çıkışlar zorlukla yapıldı.

Kaynak: (Anadolu Ajansı)

Manavgat’ta Şiddetli Yağış 10 Oteli Su Bastı

Aralık 17, 2010 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Antalya’nın Manavgat İlçesi’nde şiddetli yağış nedeniyle Ilıca ve Evrenseki derelerinin taşması sonucu, bir bölümü inşaat halinde, bir bölümü de kış sezonu dolayısıyla kapalı olan 5 Yıldızlı 10 otelin bahçesini ve alt katlarını su bastı.

Manavgat ve beldelerinde, dün akşam saatlerinden beri devam eden şiddetli yağış nedeniyle birçok tarım arazisi, sera ve 5 Yıldızlı 10 oteli su bastı. Ilıca ve Evrenseki derelerinin taşması sonucu Ilıca- Evrenseki- Çolaklı- Gündoğdu beldelerini birbirine bağlayan turizm yolu tamamen trafiğe kapanırken, bölgede bulunan bazıları inşaat halinde olan bazıları da kış nedeniyle kapalı olan 10 oteli ise su bastı. Otel inşaatlarında çalışan işçiler, Antalya İl Afet Komitesi’nin iki ayrı ekibi, Manavgat Kaymakamlığı ve belde belediye itfaiyesi tarafından tahliye edildi. Aşırı yağış nedeniyle ilçeye bağlı Kalemler Köyü’nde mahsur kalan 2 çoban da itfaiye ekipleri tarafından kurtarıldı.

Hocalar Köyü’nü D- 400 Karayolu’na bağlayan yol da sel taşkını nedeniyle 4 saattir trafiğe kapalı. Naras Deresi’nden gelen yüksek seviyedeki suyun ise Manavgat Irmağı’na ulaşması nedeniyle ırmakta yükselme meydana geldi. Manavgat ve Oymapınar barajlarında su seviyesinin yükselmesi nedeniyle herhangi bir tehlikeye karşı önlem amaçlı su bırakılmaya başlandı.

Manavgat Kaymakamı Hacı İbrahim Türkoğlu ile Evrenseki Belediye Başkanı AK Parti’li Recep Barut, sel basan otelleri ziyaret ederek incemelerde bulundu. Halkı sel ve aşırı yağış nedeniyle uyaran Türkoğlu, özellikle Manavgat Irmağı kenarında ev ve işyerleri bulunanların gerekli önlemleri alarak, dikkatli olmaları gerektiğini söyledi.

Diğer yandan, Evrenseki ve Ilıca beldelerine sabah saatlerinde dolu yağdı. Dolu nedeniyle Manavgat- Antalya karayolu beyaza büründü.

Kaynak: (Doğan Haber Ajansı)

Antalya’nın Manavgat ilçesinde Şiddetli Yağış

Aralık 17, 2010 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Antalya’nın Manavgat ilçesinde dün akşam saatlerinden bu yana devam eden aşırı yağış sonucu taşkın suları altında kalan Dolbazlar Köprüsü’nde minibüste mahsur kalan öğrenciler, jandarma ve belediye ekiplerince tahliye edildi. Edinilen bilgiye göre, aşırı yağış nedeniyle Manavgat’a bağlı Dolbazlar köyünde Naras deresinin yükselmesi üzerine köprü üzerinde taşkın meydana geldi. Akşam saatlerinde Manavgat’tan Dolbazlar köyüne dönen öğrenci servisi Dolbazlar Köprüsü’nde mahsur kaldı. Manavgat Kaymakamı Hacı İbrahim Türkoğlu, yaptığı açıklamada, öğrencilerin Manavgat İlçe Jandarma ve Manavgat Belediyesi ekipleri tarafından tahliye edildiğini, minibüsün ise kepçe ile çekildiğini söyledi. Vatandaşları aşırı yağış sonucu oluşabilecek sel ve su baskınlarına karşı uyaran Kaymakam Türkoğlu, özellikle Manavgat Irmağı kenarında ev ve iş yerleri bulunanların gerekli önlemleri almalarını istedi. Manavgat Irmağı’nda su seviyesinin saniyede 860 metreküp olduğunu belirten Türkoğlu, DSİ yetkililerinin gece boyunca çalışmalarını sürdüreceğini söyledi.

- AKSEKİ’DE HASTANE BAHÇESİNİ SU BASTI-

Bu arada Antalya’nın Akseki ilçesinde dört gündür devam eden şiddetli yağış sonucu Devlet Hastanesinin bahçesini su bastı. Şiddetli yağışın derelerinde taşırması sonucu Akseki Devlet Hastanesinin çevresinde bulunan istinat duvarı yıkıldı. Dere yatağından hastane bahçesine dolan su ise baskına neden oldu. Su baskını nedeniyle hastaneye giriş çıkışlar zorlukla yapıldı.

Akseki Belediye Başkanı Mehmet Gölcü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ‘Bugüne kadar görmediğimiz derecede şiddetli şekilde yağmur yağdı. Dere yatağının taşmasıyla istinat duvarı yıkıldı ve su devlet hastanesinin bahçesini bastı. Yağış durunca gerekli çalışmaları yapacağız’ dedi.

Kaynak: ANTALYA (Anadolu Ajansı)

Manavgat’ta Kosgeb, Selden Zarar Gören İşletmelere 100 Bin Liralık Kredi Desteği Verecek

Aralık 17, 2010 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Antalya’nın Manavgat ilçesinde selden zarar gören işletmelerin, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB)’nin Acil Kredi Faiz Desteği’nden yararlanabileceği belirtildi.

Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) Başkanı Dr. Şükrü Vural, yaptığı yazılı açıklamada, bölgede sel ve su taşkınından zarar gören işletmelerin KOSGEB’in sağladığı 100 bin liralık Acil Kredi Faiz Desteği’nden yararlanabileceğini kaydetti.

Son dönemdeki yağışların ardından oluşan selin, bölgeyi olumsuz etkilediğini vurgulayan Vural, sel ve su taşkınları yüzünden bölgede önemli ölçüde maddi zarar oluştuğu hatırlattı.

İşletmelerin kredi desteklemesinden yararlanabilmesi için KOSGEB Veri Tabanı’na kayıtlı olması gerektiğinin altını çizen Vural, veri tabanına kayıtlı olan işletmelerin selden zarar gördüklerini resmi kurumlardan alacakları belgelerle ispatlamaları durumda bankadan kredi çekebileceklerini ifade etti.

Vural, “İşletmelerin bankadan çekecekleri kredi faizinin tamamı KOSGEB tarafından karşılanacak. Kredinin 6 ayı ödemesiz, kalanı ise eşit taksitlerle ödemeli olmak üzere toplam 24 aydır. Selden zarar görüp Acil Kredi Faiz Desteği’nden yararlanmak isteyen işletmeler zarar gördüklerini ispatlayan belgelerle MATSO hizmet binasında bulunan KOSGEB Manavgat Sinerji Odağı’na başvurmaları gerekiyor. ” dedi.

Kaynak: Cihan Haber Ajansı

Antalya’nın Manavgat Kızılot Beldesini Sel Vurdu

Aralık 17, 2010 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Manavgat ilçesinde yağmurun etkisi azalırken evleri ve arazileri su basan köylerde suların çekilmesi ile hayat normale dönmeye başladı. Kaymakam Türkoğlu suların çekilmesi ile hasar tespit çalışması yapacaklarını söyledi.
Antalya´nın Manavgat İlçesinde etkili yağışlar sonrasında taşkın meydana gelen 3 köyde suların çekilmesi ile hayat normale döndü. Dün Karpuz çayının taşması sonucu Manavgat´a bağlı Hacıobası, Karaöz köyü ve Kızılot beldesinin bir bölümünde taşkın meydana gelirken bazı evleri su basmış, iki araçta su içerisinde kalmıştı. Hacıobası köyünde su basan evlerden bazı vatandaşlar ve bir köpeği botlarla kurtarılmıştı. Köyde bulunan birçok sera ve araziler tamamen sularla kaplanmıştı. Bu gece yarısından itibaren suların çekilmesi ile hayat normale dönmeye başladı. Hacıobası köyünde evlerini su basan vatandaşlar evlerine yeniden yerleşirken su içerisinde kalan araçlarda çıkarıldı. Manavgat Tarım ilçe Müdürlüğüne bağlı ekipler tarafından sera ve arazilerin bazılarında hasar tespit çalışmaları yapıldı. Hacıobası köyünde evini ve arabası sular içerisinde kalan Halil İbrahim Kaya suların çekilmesi sonrasında sadece tarım arazilerinde hasar tespit çalışması yapılmasını eleştirerek, evine yerleşmesi ve arabasının çıkarılması ile bu işin bitmediğini söyledi. Yaşanan su taşkının bir afet olduğunu belirten Kaya yetkililerden kendileri ile ilgilenmesi gerektiğini söyledi. Kaya ”Evlerde ve araçlarda yaşanan hasarlar için tespit çalışması yapılmadı” dedi. Yetkilerden karpuz çayını ıslah etmelerini, isteyen Kaya her yağmurda aynı korkuyu yaşamak istemediklerini söyledi.
Manavgat Kaymakamı Hacı İbrahim Türkoğlu köylerde yaşanan su baskınlarında can kaybının olmamasının sevindirici olduğunu belirterek yağmurların devam etmesi nedeniyle hasar tespit çalışmalarının yağmurların durması ile başlayacağını söyledi. Manavgat Tarım İlçe Müdürü Hakan Eski İse su basan arazi ve seraların bazılarında hasar tespit çalışması yaptıklarını belirterek suların çekilmesi ile zarar gören tüm arazi ve seralarda hasar tespit çalışması yapacaklarını söyledi.

Kaynak: Nehir Gazetesi

Antalya’nın Manavgat ilçesinde Hacıobası ve Karaöz Köyü Sele Teslim

Aralık 17, 2010 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Yoğun yağışlar sonucu Karpuz Çayının ve Nifrit Çayını besleyen Değirmen, Aliboğlu ve Gökgöğet derelerinin taşması, Hacıobası ve Karaöz Köylerinin su aktında kalmasına neden oldu. Her iki köydede tarım arazileri sular altında kalırken büyük miktarda maddi zararın meydana geldiği belirtildi. Manavgat Kaymakamı Hacı İbrahim Türkoğlu, yağışların devam etmesi halinde, Antalya-Konya ve Manavgat-Alanya karayolunun trafiğe kapatılabileceğini söyledi.
Hacıobası Sele Teslim
Karpuz Çayının taşması sonucu Hacıobası köyü ile Kızılot beldesinde bazı evleri su bastı, tarım alanları sular altında kaldı. Hacıobası köyünde alt katını su basan bir evde mahsur kalan vatandaşla köpeği, jandarma tarafından botla kurtarıldı.
Evini su basan Halil İbrahim Kaya, evinin yanı sıra otomobilinin de sular altında kaldığını belirterek, ´´Taşkının sebebi Karpuz Çayının ıslah edilmemesidir. Yıllardır bu çileyi çekiyoruz. Dilekçe vermemize rağmen yetkililer, Karpuz Çayını ıslah etmediler´´ dedi.
Manavgat Kaymakamı Hacı İbrahim Türkoğlu´da gazetecilere yaptığı açıklamada, ´´Yağışın bu hızla devam etmesi halinde Antalya-Konya ve Manavgat-Alanya karayolunu gece saatlerinde geçici süreyle trafiğe kapatabiliriz´´ dedi.
Manavgat Irmağında taşkın riski olmadığını belirten Kaymakam Türkoğlu, bazı köylerde taşkınların meydana geldiği söyledi. Kaymakam Türkoğlu, Meteorolojiden alınan bilgiye göre, saat 03.00´e kadar yağmurun şiddetli şekilde devam edeceğine işaret ederek, Karpuz ve Alara çaylarında da suların yükseldiğini bildirdi.
Hacıobası Köyü Muhtarı Hasan Ali Gül de Karpuz Çayının taşması sonucu beş evin yanı sıra tarlaların ve seraların sular altında kaldığını, evin üst katlarına sığınan bazı vatandaşları botlarla kurtardıklarını söyledi. Sular altında kalan iki otomobili sel sularının sürüklememesi için halatlarla bağladıklarını anlatan Muhtar Gül, Kızılot beldesi sınırları içerisinde bulunan ATO sitesinin büyük bölümünün de sular altında kaldığını bildirdi.
Manavgat Kaymakamı Hacı İbrahim Türkoğlu´da, yağışın bu şekilde devam etmesi halinde Antalya-Konya ve Manavgat- Alanya karayolunun gece saatlerinde trafiğe kapanabileceğini söyledi. Manavgat Irmağında taşkın riski olmadığını belirten Kaymakam Türkoğlu bazı köylerde taşkınların meydana geldiği söyledi. Gece saat 03.00 sularına kadar yağmurun şiddetli şekilde devam edeceği belirten Türkoğlu ”Karpuz ve Alara çaylarında suların yükseldi. Vatandaşarın dikkatli ve tedbirli olamaları için uyarıyorum. Karpuz çayının yükselmesi nedeniyle Hacıobası köyünde bazı evler ve araziler de su taşkını oluştu. Yağışın devam etmesi halinde D400 karayolu ve Antalya-Konya karayolu geçici olarak trafiğe kapatabiliriz. D400 yolunda bulunan ATO sitesi ve Hacıobası köyünde su taşkını olan evlerdeki vatandaşlarımız jandarma ve vatandaşların yardımı ile kurtarıldı” dedi
Karaöz Köyünde Ekili Alanları Sular altında
Manavgat´a Bağlı Karaöz Köyünde aşırı yağışlar nedeniyle köyün içinden geçen ve Nifrit deresini besleyen Değirmen, Aliboğlu ve Gökgöğet derelerinin taşması sonucunda yüzlerce dönüm ekili alan sular altında kaldı. Karaöz Muhtarı Mustafa Yıldırım, Nifrit deresini besleyen üç derenin her yıl aşırı yağışlardan dolayı taştığını belirterek taşma nedeninin dere yataklarının yeterince temizlenmemesinden kaynaklandığını söyledi. Karaöz köyü muhtarı Mustafa Yıldırım açıklamasında:” Köyde bulunan 3 derenin en büyü Değirmen deresidir. Bu dere üç dere ile birlikte Nifrit Deresini besliyor. Bu üç dere köyün hemen altında birleşiyor. Buradaki problem ağaç ve kuru otların temizlenmemesinden dolayı yaşanan taşkınlardır. Bu derelerin bir an önce islahının yapılmasını istiyoruz. Aşırı yağışlardan dolayı bugün köyümüzde 7 eve sel suyu girdi. Ayrıca 400 dönüm ekili alanda sular altında kaldı” dedi. Köy halkından Süleyman Kılınç ve oğlu Ahmet Kılınç ise, yaklaşık 5 dönüm arazilerinde ekili bulunan lahana, brokoli, patlıcanların sular altında kaldığını belirtirlerken:” Bu derelerin mutlaka genişletilmesi lazım. Kaymakamın bu dereleri gelip mutlaka görmesi lazım. Biz her yıl bu ızdırabı çekiyoruz. Bu dereler her yağıştan sonra Manavgat ırmağından bile hızlı akıyor. Onun için bir an önce islah edilmesini istiyoruz” dediler. Öte yandan tıkanan dereler DSİ yetkilileri tarafından dozerlerle açıldı.

Kaynak: Nehir Gazetesi

Matso, Badak’ın Hızlı Tren Projesine Antalya’da Destek Verdi

Aralık 10, 2010 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Matso, Badak’ın Hızlı Tren Projesine Destek Verdi
Araç çiziklerinde son teknoloji! Tıklayın
Manavgat Ticaret ve Sanati Odası (MATSO), AK Parti Antalya Milletvekili Sadık Badak’ın gündeme getirdiği ‘Hızlı Tren Projesi’ne destek verdi.

MATSO Başkanı Dr. Şükrü Vural, projenin hayata geçirilmesi için herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesini istedi. Ülke turizminin göz bebeği Antalya’nın ulaşım sorununun halen ön planda yer aldığının altını çizen Vural, bu bağlamda aynı sorunun Manavgat için de geçerli olduğunu kaydetti. Vural, turizmde uluslararası kimliğe de sahip olan Antalya ve Manavgat’ın, turizm sezonu boyunca ulaşımda yoğun bir kara yolu trafiğine sahip bulunduğunu belirtti. Ulaşımda tek alternatifin kara yolu olmasından ötürü her yıl maddi ve manevi kayıpları beraberinde getirdiğini belirten Vural, Manavgat’ın ülkenin 4 bir yanı bağlantılarının güçlendirilmesi, iç bölgelerle olan mesafelerin kısaltılması, zaman ve maddi kaybın önlenmesi, ilçe ekonomisinin canlanması ve Anadolu’yla buluşması için yeni ulaşım hatlarına acil ihtiyacın olduğunu ifade etti. Vural, “Antalya ve Manavgat turizminin daha hızlı bir şekilde Anadolu’yla buluşturulması noktasında yeni ulaşım hatlarına ihtiyacımız var. Bu bağlamda Milletvekili Sadık Badak, Hızlı Tren Projesi’ne ilişkin Eskişehir-Afyonkarahisar-Isparta-Burdur ve Antalya hattının yanısıra Antalya-Manavgat-Konya ve Ankara şeklinde ikinci bir hattın açılmasını gündeme getirmiştir. Açılacak olan U şeklindeki hızlı tren hattıyla Eskişehir ve Ankara’nın Antalya ve İstanbul’a bağlanacağı belirtiliyor. Projenin hayata geçilmesiyle Anadolu şehirlerinin başkent Ankara’nın kente gelen turistlerle ciddi oranda yararlanacağı ve tanıtımlarla büyük katkı yapacağı öngörülüyor. Bu proje aynı zamanda İstanbul ve Antalya’ya gelecek turistlerin kısa zamanda Anadolu kentlerine turlar gerçekleştirmesini sağlayacaktır.” diye konuştu.

Kaynak: (Cihan Haber Ajansı

Manavgat’ta Kaliteli Defne Üretimi Başladı

Aralık 10, 2010 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Manavgat Orman İşletme Müdürü Ali Bahşi, Dünya Defne İhtiyacının Yüzde 80′ni Türkiye’nin Karşıladığını, Bunun da En Önemli Yetişme Üretim Merkezinin Manavgat Olduğunu Söyledi

Manavgat Orman İşletme Müdürü Ali Bahşi, dünya defne ihtiyacının yüzde 80′ni Türkiye’nin karşıladığını, bunun da en önemli yetişme üretim merkezinin Manavgat olduğunu söyledi. Antalya Orman Bölge Müdür Recep Kaşan, Orman Bölge Müdür Yardımcısı Ali Yıldırım ve Manavgat Orman İşletme Müdürü Ali Bahşi ile birlikte Yaylaalan köyünde yapılan defne rehabilitasyon sahalarında incelemelerde bulundu. İncelemenin ardından çalışmalarla ilgili gazetecilere açıklamalarda bulunan Manavgat Orman İşletme Müdürü Ali Bahşi, bölgede 2006 yılından bu yana defne yaprağıyla ilgili bin 47 hektar sahada çalışma yapıldığını söyledi. Bölgede yaklaşık 300 hektar bozuk defne sahasında da iyileştirme çalışmalarına başlanıldığını dile getiren Bahşi, ‘Bu sahalarda iyileştirme çalışmalarına başlanmış olup kalan sahalarında yaz aylarından önce bitirilmesini hedefliyoruz’ dedi.

- YÜZDE 80′İ TÜRKİYE’DE ÜRETİLİYOR-

Dünya defne yaprağı ihtiyacının yüzde 80′ini Türkiye’nin karşıladığını altını çizen Bahşi, ‘Ülkemizin dış ülkelere ihraç edilen odun dışı orman ürünlerinin başında gelen defne, en büyük yayılışını da ülkemizde göstermektedir. Bunun önemli yetişme ortamları da Manavgat’ın Yaylalan, Sırtköy, Sevinç ve Tilkiler köyleridir. Çalışmalar tamamlanıp beklenen seviye elde edildiğinde bölgedeki verimin 15-20 kat daha artmasını bekliyoruz’ diye konuştu. Defne üretiminin yöre halkına da büyük katkı sağladığını ifade eden Bahşi, şöyle konuştu: ‘Bölgemizde 2009 yılına kadar yılda ortalama 110 ton kuru defne üretimi yapılmıştır. Ancak 2009 yılında yapılan çalışmalar sonucu vatandaşların kendi tarlalarında yetiştirdikleri hariç ormanlık alandan 423 ton kuru defne yaprağı üretimi gerçekleşmiştir. 1 kilogram kuru defne yaprağı 3 TL – 5 TL hatta daha fazlaya bile satılabilmektedir. 3 TL’ye satıldığını düşünsek bile yöre halkının 423 tondan kazandığı 1 milyon 200 bin ile 1 milyon 300 bin TL’dir. Yani bir aylık çalışma sonucu elde edilen bu miktar çok büyük bir katkıdır.

Defne yaprağı, yemeklere lezzet vermek amacıyla kullanıldığı gibi tıbbi etkileri de bulunmaktadır. Defne yaprağı çay ve natürel ilaç yapımı ile çorba, balık, et gibi yemeklere koku vermek için kullanılır. Avrupa’ya ihraç edilen defne yaprağı ilaç ve kozmetik sanayinde kullanılmaktadır. Defne meyvelerinden elde edilen defne yağı antiseptik özelliğe de sahiptir.’

Bu sahaların çok iyi korunması gerektiğini belirten Bahşi, köylülerden ve çobanlardan üretim sahalarının koruması için destek beklediklerini kaydetti.

Kaynak: ANTALYA (Anadolu Ajansı)

Manavgat,lı Kardeş Şehir Heyetini Ağırladı

Kasım 22, 2010 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Manavgat Belediyesi’nin Davetlisi Olarak, Almanya’nın Herford Şehrinden Gelen 24 Kişilik Heyet, Manavgat’ın Doğal ve Tarihi Mekanlarını Gezdi

Manavgat Belediyesi’nin davetlisi olarak, Almanya’nın Herford şehrinden gelen 24 kişilik heyet, Manavgat’ın doğal ve tarihi mekanlarını gezdi.

Herford Belediye Başkan Vekili ve Spor Kulüpleri Başkanı Hans Joachim Zedler başkanlığındaki heyet, 13 Kasımda başladıkları gezide, Side Antik Kenti, Side Antik Tiyatrosu, Side Müzesi, Manavgat Şelalesi gibi Manavgat’ın tarihi mekanlarını ve doğal güzelliklerini incelediler. Manavgat Irmağı’nda tekne gezisi de yapan heyet yapımı süren Herford Caddesi’nin projesi ve yapılan çalışmalar hakkında Manavgat Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Şimşek’ten bilgi aldı.

Gezinin son gününde heyet onuruna verilen yemekte konuşan Manavgat Belediye Başkan Vekili İbrahim Halimoğlu, 3,5 yıl önce başlayan dostluğun daha da pekişmesini dilediklerini belirterek, Herford heyetini bölgede ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını söyledi. Halimoğlu, çalışmaları devam eden Herford Caddesi’nin 2011 yılı haziran ayında açılacağını bildirdi.

Herford Belediye Başkan Vekilşi Hans Joachim Zedler de, Türkiye’nin misafirperverliğinin bir örneğini de Manavgat’ta yaşadıklarını belirterek, Herford Barlach okulu ile Manavgat Çağlayan Anadolu Lisesi’nin kardeş okul kapsamına alınmasına ilişkin çalışmaların da sürdüğünü söyledi. Zedler,Herford Caddesi’nin beklediklerinden büyük ve güzel bir proje olmasından mutluluk duyduklarını ifade ederek, ‘Herford’da geçen Haziran ayında açtığımız Manavgat Caddesi, artık Manavgat olarak biliniyor. Güzel bir sahil şeridinde bulunan bu cadde insanların yürüyüş, bisiklet sporu yaparak gezdikleri nezih bir cadde haline geldi’ dedi.

Kaynak: ANTALYA (Anadolu Ajansı)

Albayrak, Manavgat’ta Yurt Binasını inceledi

Kasım 22, 2010 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Kredi ve Yurtlar Kurumu (yurtkur) Genel Müdürü Hasan Albayrak, Manavgat Kaymakamı Hacı İbrahim Türkoğlu ile Birlikte Akdeniz Üniversitesi Manavgat Meslek Yüksekokulu Binası Yanında Yapımı Süren 250 Kişilik Yurt Binasında İncelemede Bulundu

Kredi ve Yurtlar Kurumu (YURTKUR) Genel Müdürü Hasan Albayrak, Manavgat Kaymakamı Hacı İbrahim Türkoğlu ile birlikte Akdeniz Üniversitesi Manavgat Meslek Yüksekokulu binası yanında yapımı süren 250 kişilik yurt binasında incelemede bulundu.

Albayrak, incelemenin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, yurt binasının 29 Aralıkta tamamlanmasını hedeflediklerini bildirdi. Yurt bahçesine öğrencilerin faydalanabileceği yüzme havuzu yapmak istediklerini ve bu konuyla ilgili teknisyenleri Manavgat’a göndererek inceleme yaptıracaklarını ifade eden Albayrak, şu bilgileri verdi:

‘Manavgatlılar, yurt binasını, belli bir noktaya getirildikten sonra bize devrettiler. Biz de onlara vermiş olduğumuz sözü tutarak inşaatı devraldık ve tamamlamak için çalışmalara başladık. Çok güzel bir eser ortaya çıktı. Kredi ve Yurtlar Kurumu olarak, yurdu YÖK’e bildireceğiz ve önümüzdeki yıl öğrenciler Manavgat’ı daha çok tercih edecek. Manavgat’ın üniversite şehri olmasını diliyorum.’

Yapımı süren yurdun yanında bulunan Manavgat Belediye Hastanesi binasının Manavgat Kaymakamı Hacı İbrahim Türkoğlu’nun girişimleriyle Anadolu Üniversitesine devredileceğini kaydeden Albayrak, devir işleminin ardından Anadolu Üniversitesinin bazı bölümlerini Manavgat’ta açacağını söyledi. Albayrak, şöyle konuştu:

‘Manavgat, eğitim konusunda bu hızla ilerlemeye devam ederse 3-4 yıl içerisinde kendine özgü bir üniversiteye sahip olacaktır. İşte o zaman bize daha çok görev düşüyor. Manavgat’a kampüs geleceği için biz de büyümek zorundayız. Çevredeki arazilerde incelemede bulunduk. Öncelikle bu yurt binası yapımını başlattıkları için Manavgatlılara teşekkür etmek lazım. Manavgat; nüfusuyla, toplumuyla, halkıyla bir üniversiteyi hak ediyor. Manavgat’a üniversite kurulmasıyla birlikte çok güzel gelişmeler yaşanacak. Üniversitenin olduğu yerde, değişme, gelişme ve hareket olur.’

Türkiye genelinde 273 yurdun bulunduğunu ve bu yurtların da 243 bin 500 öğrenci kapasiteli olduğunu bildiren Albayrak, yurt yapımının ülke genelinde arttığını söyledi. Başbakanlık’a bağlı bir kurum olduklarını hatırlatan Albayrak, ‘Bütün problemlerimizi Başbakan ile paylaşabilen bir kurumuz. Başbakan’ın hem lojistik desteğini hem de fikirlerini alarak yurtlarımızı yapıyoruz’ dedi.

Son 7 yıldır yapılan bütün yurt odalarının üç kişilik olduğunu, yurtlarda yüzme havuzları bulunduğunu ifade eden Albayrak, ‘Türkiye’nin aydınlık geleceği, gençlerimizin elinde. Gençlerimize çok büyük bir önem veriyoruz. Kendi çocuklarımızın kalamayacağı bir yurtta başka bir vatandaşımızın kalmasını arzu etmiyoruz. Bu anlayışla da yolumuza devam ediyoruz’ diye konuştu.

Kısa süre içerisinde, Antalya’daki Akdeniz Üniversitesi kampüsü yanında bin kişilik bir yurt yapımı için ihale açacaklarını belirten Albayrak, ihalenin tamamlanmasının ardından modern ve kapasitesi bin kişilik olacak öğrenci yurdunun bir yıl içerisinde tamamlanacağını bildirdi. Albayrak, ‘Yurt, en az 4 Yıldızlı bir otel gibi olacak. En geç bir yıl içerisinde tamamlayacağımız yurt kompleksine havuz da yapacağız’ dedi.

Kaynak: ANTALYA (Anadolu Ajansı)

« Onceki YazilarSonraki Yazilar »