Orta Öğrenimlerini Antalya’nın Manavgat İlçesinde Sürdüren Yerleşik Yabancı Öğrenciler, Üniversiteyi Türkiye’de Okumak İstiyor

Ocak 28, 2011 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Orta öğrenimlerini Antalya’nın Manavgat ilçesinde sürdüren yerleşik yabancı öğrenciler, üniversiteyi Türkiye’de okumak istiyor. Turizm şehri Manavgat’ta Şelale Lisesi’nde okuyan Carla Carpinteri, Stephan Clauzing, Derya Melisa Deval, Yanına Garms, Viktoria Dalakyan ve Ksenija Efremova isimli 6 Alman, Hollanda, İtalyan, Belçika, Özbekistan ve Rus öğrenci, orta öğrenimlerini Türkiye’de yapmaktan mutluluk duyduklarını belirtiyor. Şelale Lisesi Müdürü Ömer Ünlü, okullarında eğitim gören bin 390 öğrenciden 6′sının yerleşik yabancı öğrenci olduğunu belirtti. Rusça, İngilizce, Almanca, Fransızca, Hollandaca ve Felemenkçe bilen öğrenciler, iyi derecede Türkçe biliyor.

Ünlü, “Okumuzda 6 yerleşik yabancı öğrencimiz eğitim ve öğretim görmektedir. Öğrencilerimizin aileleri yerleşik yaşıyor. Uzun süredir Manavgat’ta yaşadıkları için Almanca, İngilizce, Rusça, Hollandaca ve Felemenkçe bilmeleri yanı sıra çok güzel Türkçe konuşuyorlar. Öğrencilerimiz derslerinde de başarılı.” diye konuştu. Babasının İtalyan, annesinin Alman olduğunu belirten 9′uncu sınıf öğrencisi Carla Carpinteri, üniversiteyi de Türkiye’de okumak istediğini söyledi. Ailesinin bir daha İtalya ve Almanya’ya dönmemek üzere yerleştiğini belirten Carpinteri, en büyük idealinin Fransız Dili Edebiyatı öğretmeni olmak olduğunu ifade etti. Annesinin Alman, babasının Akdeniz Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptığını belirten Derya Melisa Deval, idealinin İstanbul Teknik Üniversitesi’nde mimarlık ve inşaat fakültesi okumak istediklerini kaydetti. Hollanda vatandaşı olduğunu belirten Stephan Clauzing ise üniversiteyi Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde Sivil Havacılık Bölümü’nde okumak istediğini kaydetti.

Kaynak: (Cihan Haber Ajansı)

Manavgat Belediyesi, Kaldırımları, Yeni Aldığı Özel Tasarımlı Çevreci Araçla Temizliyor

Ocak 28, 2011 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Manavgat Belediyesi, kaldırımları, yeni aldığı özel tasarımlı çevreci araçla temizliyor. Yeni temizleme aracıyla Manavgat’ın kaldırımları günün 24 saati temiz kalacak. Manavgat Belediye Başkan Vekili İbrahim Halimoğlu, maliyeti 50 bin lira olan 1 adet temizleme aracı sayısının önümüzdeki günlerde artacağını belirtti. Halimoğlu, ilçe merkezinde bulunan kaldırımların temizliğini, yeni aldıkları çevreci özel temizleme aracıyla yapacaklarını ifade etti. Dünya turizminde marka olmuş Manavgat’ın genel temizlik çalışmalarına özel önem verdiklerini belirten Halimoğlu, günlük temizlik çalışması yanında kaldırımların sürekli temiz kalacağını vurguladı. Halimoğlu, “Yeni aracımızla kaldırımlarımızın günün 24 saati tertemiz olması için çalışıyoruz. İlçemize yılın 365 günü yabancı konuklarımız geliyor. Çalışmalarımızla kaldırımlarımızın tertemiz kalması için uğraş veriyoruz.” diye konuştu. Şoför Mehmet Demirel, yeni araçla kaldırım temizliği yapmanın keyifli olduğunu belirtti. Demirel, kaldırımlarda temizlik yaparken atıkları özel torbaya biriktirdiğini kaydetti.

Kaynak: (Cihan Haber Ajansı

Evrenseki’deki Kıyı Kenar Düzenlemeleri Turizmde Yatak Fiyatlarını Yükseltti

Ocak 28, 2011 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Antalya’nın Manavgat ilçesine bağlı Evrenseki Belde Belediyesi’nin kıyı kenar uygulamaları Akdeniz Bölgesi’ne model oldu. Evrenseki Belediyesi, 3 yıl içinde yaptığı çalışmalarla 2 kilometrelik kıyı kenardaki işgalleri yıkarak bölgeye modern halk plajı, yürüme ve bisiklet yolu yaptı. Evrenseki Belediye Başkanı Recep Barut, bölgeye modern tesis kurmak için 4,5 milyon liralık yaptırım yaptıklarını belirtti. Akdeniz Bölgesi’nde en modern halk plajı ve sportif etkinlik tesislerinin beldelerinde bulunduğunu belirten Barut, yeni otel yapımlarıyla birlikte Evrenseki’de yatak kapasitesinin 15 bine yükselediğini kaydetti.

Barut, “Kıyı kenar düzenlemesi çalışmaları yapılırken önceleri turizmciler karşı çıktı. Projelerimizi kararlılıkla uygulamaya geçirince turizmciler destek vermeye başladı. 12 yıllık belediye başkanlığımın 3 yılını Evrenseki’de kıyı kenar düzenlemesi ve bölgemize modern tesisler kazandırmak için harcadım. Yeni tesislerle birlikte Evrenseki dünya turizminde marka oldu. Yatak fiyatlarında 8 euroluk artış oldu. Bölgemizde arsa fiyatlarında da artış oldu. Beldemizde parsel fiyatları 200 bin liradan 600 bin liraya yükseldi.” diye konuştu.

Kaynak (Cihan Haber Ajansı)

Manavgatlı İşletmeciler Nevruz’da 20 Bin İranlı’ya Rafting Yaptıracak

Ocak 21, 2011 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Antalya’nın Manavgat İlçesine Bağlı Taşağıl Beşkonak Köprülü Kanyon’da Su Sporu İşletmecileri 2 Haftalık Nevruz Bayramı’nda 20 Bin İranlı Turiste Rafting Yaptırmayı Hedefliyor.

Antalya’nın Manavgat ilçesine bağlı Taşağıl Beşkonak Köprülü Kanyon’da su sporu işletmecileri 2 haftalık Nevruz Bayramı’nda 20 bin İranlı turiste rafting yaptırmayı hedefliyor. Son 5 yıl içinde bölgede rafting sporunda Ruslar ve İranlıların at başı gittiği belirtildi.

Aquarafting Su Sporları şirketi işletmecisi İsmail Yıldız, Rusya, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ve İran’da bahar dönemi rafting erken rezervasyon çalışmalarına başladıklarını söyledi.

Aquarafting olarak 2010′da 30 bin Rus, Alman ve İranlı turiste Köprülü Kanyon’da rafting yaptırdıklarını belirten İsmail Yıldız, kış döneminde bölgede bulunan 40 raftingciden 4′nün açık olduğunu ifade etti.

Kış döneminde rafting yapan turistlerin büyük çoğunluğunu başta Almanlar ve Orta Avrupa ülke vatandaşlarının oluşturduğunu belirten Yıldız, kış dönemi durgunluğunu yenmek için Nevruz Bayramı olan 21 Mart’ı dört gözle beklediklerini kaydetti. Yıldız, “Bölgemizde rafting su sporunda son 5 yıldır İranlılar ile Ruslar baş başa gidiyor. Antalya’ya tatile gelen İranlıların yüzde 80′i Beşkonak’ta rafting yapıyor. İranlılar rafting yapmayı çok seviyor. bu yıl Nevruz Bayramı’nda 20 bin İranlı’ya rafting yaptırmak istiyoruz.” diye konuştu.

Köprülü Kanyon Hizmet Birliği (KANRAFBİR) Başkanı Mehmet Aydın, 2010 yılında Beşkonak’ta 750 yerli ve yabancı turistin rafting yaptığını kaydetti.

Kaynak: (Cihan Haber Ajansı)

Antalya Akseki’deki Modern Mezbaha Bu Ay Sonunda Tamamlanacak

Ocak 21, 2011 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Akseki İlçesinde, Yapımına 2005 Yılında Başlanan Mezbahanın Bu Ay Sonunda Tamamlanacağı Bildirildi

Akseki ilçesinde, yapımına 2005 yılında başlanan mezbahanın bu ay sonunda tamamlanacağı bildirildi.

Akseki Kaymakamı Turhan Soğukoluk, mezbaha inşaatını yerinde inceleyerek, çalışmalar hakkında yüklenici firma yetkililerinden bilgi aldı. Soğukoluk, yaptığı açıklamada, Akseki Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından 2005 yılında yapımına başlanan mezbahanın yapımının son aşamasına geldiğini belirterek, şunları söyledi:

‘İlçede mezbaha bulunmaması nedeniyle 2005 yılında Köse Kuyusu mevkisinde 2 bin metrekare üzerine 500 metrekare kapalı alan olarak inşaatı devam eden yeni mezbahamızda çalışmalarımız devam ediyor. Tesisteki, idari bina ve hayvan bekleme yerleri, soğuk hava deposu, çalışanlara ait duş lavabolar ile diğer ince işleri tamamlandı. Ay sonunda bitecek mezbahamız tamamlandığı zaman bölgenin modern mezbahası olacak.’

Mezbahada, küçükbaş ve büyükbaş hayvanların kesim yerlerinin ayrı olacağını kaydeden Soğukoluk, sözlerini şöyle sürdürdü:

‘Mezbaha gerekli tüm kriterlere uygun şekilde yapılıyor. Tesis içerisinde küçükbaş ve büyükbaş hayvanların bekleme, muayene, şüpheli kesim gibi yerleri de bulunuyor. Tesis günde 15 büyükbaş, 50 küçükbaş hayvan kesebilme kapasitesine sahip. Mezbahada iki adet soğuk hava deposu, şüpheli soğuk hava deposu, 2 adet monoray hat sistemi, kan toplama tankı, iç organları ve deri toplama odaları bulunmaktadır. Bölgemiz modern bir tesise kavuşacak. Büyükbaş ve Küçükbaş hayvanlar ayrı bölümlerde kesilerek el değmeden soğuk odalara alınacak. Hijyen kuralları harfiyen uygulanacak bir tesis olacak.’

Daha önce Akseki’de mezbaha olmaması nedeniyle İlçede bulunan kasapların Manavgat ve Seydişehir ilçelerindeki mezbahalara giderek kesim yaptırdıklarını ve ekonomik olarak et fiyatlarının da yükselmesine neden olduğunu bildiren Soğukoluk, bundan sonra ilçe halkının daha hijyenik ve daha ucuz et yiyeceğini belirtti.

Kaynak: (Anadolu Ajansı)

Bakan Eroğlu En Çevreci Hükümet Biziz

Ocak 20, 2011 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Antalya’nın Manavgat İlçesi’nde Manavgat Irmağı’nın Naras kolu üzerinde inşa edilecek Naras Barajı’nın temel atma törenine katıldı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’in selamlarını ileterek konuşmasına başlayan Bakan Eroğlu, bakanlığının Türkiye’nin 116 noktasına yerleştirdiği hava kalitesi ölçüm istasyonlarıyla hava kirlilik oranları takip ettiklerini söyledi. Bakan Eroğlu, “İstanbul’da 1990′lı yıllarda gazeteler promosyon olarak gaz maskesi dağıtıyordu. Şimdi İstanbul, en temiz şehirlerden birisi. 116 noktada 81 ilimizde hava kalitesini otomatik olarak ölçüyoruz. Çevrede nereden nereye geldik. Altını çizerek söylüyorum, gelmiş geçmiş hükümetler içinde en çevreci hükümet bizim hükümetimizdir. Halep oradaysa arşın Antalya’da” diye konuştu.

‘KORUYUCU HEKİM GİBİYİZ’

Bakanlığına bağlı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’nün sadece Antalya’ya değil bütün Türkiye’ye önemli hizmetler yaptığını belirten Bakan Eroğlu, “900′den fazla tesisi tamamladık. Bu tesislerden 190 civarındaki baraj ve gölet. Geriye kalanı içme suyu, taşkın projeleri. Yaptığımız çalışmalarla 1 milyon hektardan fazla alanı sulamaya açtık. 30 şehrimize içme suyu götürdük. 2030 yılına kadar içme suyunu sorunun kökünden çözdük” dedi.

Çevre koruma çalışmaları kapsamında katı atık bertaraf tesislerinin yapımına hız verdiklerini anlatan Bakan Eroğlu, 41 milyon vatandaşın katı atıklarının toplanarak bertaraf edildiğini söyledi.

Yine ayrı kapsamda atık su arıtma tesisleri ve kanalizasyon çalışmalarında atılım yaptıklarını belirten Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, “Çevreye bir kuruşluk yatırım, sağlık masraflarında 10 misli tasarruf sağlıyor. Bizim yaptığımız her yatırım sağlık bakamından çok önemlidir. Sağlık Bakanlığı’nın koruyucu hekimliğini yapıyoruz” sözleriyle konuşmasına devam etti. Hopa Limanı’ndan İskenderun Limanı’na kadar tüm limanlarda 198 atık kabul tesisi kurduklarını belirten Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu, “Sintine atıkları falan artık denizlere atılamıyor. Antalya niye mavi bayrakta dünyada 4′üncü? Sebebi bu” dedi.

SIKI PAZARLIK YAPTI

Temeli atılan Naras Barajı’nın silindirle sıkıştırılmış betondan yapılan özel bir baraj olduğunu belirten Bakan Eroğlu, 78 metre yüksekliğe ulaşacak barajda 104 milyon metreküp su biriktirileceğini söyledi. Bakan Eroğlu, 70 bin 750 dekarlık alanda cazibeli sulama yapacak Naras Barajı’nın bölgeye bereket getireceğini dile getirirek, “Şu toprakları görüyoruz ‘Adam ekseniz biter’ denir, bunlar böyle topraklar” dedi.

Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu, ihale şartnamesinde barajın bitiş tarihi olarak belirtilen 23 Mayıs 2014 tarihinin çok uzun olduğunu belirterek yüklenici firma NVS İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Gürsesli’yi platforma çağırdı. Bakan Eroğlu, töreni izlemeye gelen Manavgatlılara, “23 Mayıs 2014 tarihinde barajın bitmesine razı oluyor musunuz?” diye sordu. Bakan Veysel Eroğlu, aldığı “Hayır” cevabıyla Gürsesli’ye dönerek, “Gece gündüz çalışacaksın. Paraya sıkıldığın zaman telefon edersin, para göndeririz artık. Diyorum ki, bir yıl öne çeksek” dedi. Gürsesli, Bakan Eroğlu’nun bu talebini geri çeviremedi ve 2013 yılının Temmuz ayının 23′ünde barajı tamamlama sözü verdi.

BARAJDA OLTA BALIKÇILIĞI

Çevre ve Orman Bakanı Eroğlu, sözle de yetinmedi, DSİ Genel Müdürü Haydar Koçaker’in de imzasının alarak bu taahhüdü kağıt üzerinde resmiyete döktü. 23 Temmuz 2013 günü saat 12.59′da Naras Barajı’nın açılışının yapılacağını ilan eden Bakan Eroğlu, yüklenici firmadan olta balıkçılığı için barajda özel bir alan ayrılmasını istedi. Ardından töreni izleyen kadınlara dönerek, “Biz geldiğimizde buranın balıklarından ikram edersiniz?” diye seslenen Bakan Eroğlu, kadınlardan ses çıkmayınca, “Hiç oralı olmuyorlar” dedi.

Konuşmasının ardından köylülerin petek bal hediye ettiği Bakan Eroğlu, Naras Barajı’nın temelini atmak için platforma yerleştirilen düğmeye bastı. Temel atma töreninin ardından Bakan Eroğlu hatıra ağacı dikti.

Kaynak: (Doğan Haber Ajansı)

Manavgat Naras Barajı, Sözleşme Tarihinden Bir Yıl Önce Bitirilecek

Ocak 20, 2011 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Antalya’nın Manavgat İlçesini, Kış Aylarında Su Baskını ve Sel Taşkınlarından Kurtaracak Olan Naras Barajı’nın Temeli Şişeler Köyünde Atıldı.

Antalya’nın Manavgat ilçesini, kış aylarında su baskını ve sel taşkınlarından kurtaracak olan Naras Barajı’nın temeli Şişeler köyünde atıldı.

Elektrik enerjisi ve tarım arazisi sulama amaçlı planlanan Naras Barajı’nın temelini Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Devlet Su İşleri Genel Müdürü (DSİ) Haydar Koçaker, Antalya Vali Yardımcısı Fuat Ergün, Manavgat Kaymakamı Hacı İbrahim Türkoğlu, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu, İlçe Başkanı Nejat Tığlı ile AK Parti Antalya milletvekilleri Sadık Badak ve Dr. Abdurrahman Arıcı birlikte yaptı.

Bakan Veysel Eroğlu, temel atma töreninde yaptığı konuşmada, 2011 yılı içinde Antalya’da Manavgat Naras, Kaş Kıbrıs, Gazipaşa Gökçeler ve Küçük Aksu barajlarının planlandığını söyledi. Naras Barajı’nın yapımıyla Manavgatlıların 50 yıllık hayallerinin gerçekleştirmek olmaktan çok mutlu olduklarını belirten Eroğlu, barajın yapılmasıyla birlikte enerji üretimi yanı sıra 7 bin 75 hektar tarım arazisinin suya kavuşacağını kaydetti. Eroğlu, “Naras, eski baraj yapım tekniğiyle değil, Silindir Sıkıştırılmış Beton Dolu (RCC) yapılacak. Baraj yüksekliği 78 metre yüksekliğinde olacak. Kret uzunluğu ise 436 metre. Rezervuar hacmi 104,03 milyon metreküp. Rezervuar alanı ise 442 hektar. Barajın toplam maliyeti 458 milyon 584 lira.” diye konuştu.

Bakan Eroğlu, konuşması sırasında barajın yapacak olan yüklenici firma NVS İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yetkililerini yanına çağırarak, teslim tarihiyle ilgili pazarlık yaparak, bitim tarihini kayıt altına aldı. Eroğlu, pazarlık sonucu 23 Mayıs 2014 tarihinde tamamlanması planlanan Naras Barajı’nın bitim tarihini 23 Temmuz 2013 tarihi saat 12.59 olarak belirleyerek, DSİ’nin defterine imza attırarak kayıt altına aldırdı.

Bakan Eroğlu, 2003-2011 yılları arası yurt genelinde, DSİ’nin su kullanımına yönelik 900 projeye imza attığını belirtti. Eroğlu, bunun 190′ının baraj ve gölet yapımı olduğunu kaydetti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Antalya’ya yapılacak yatırımlara özel önem verdiğini belirten Eroğlu, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın dünyanın turizmin gözbebeğine yapılan yatırımlarda Ulaştırma Bakanlığı’yla atbaşı gittiğini ifade etti. Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çevre ve Orman Bakanlığı olarak Antalya’yı deniz, kum, güneş ve kongre turizmi yanı sıra yayla turizminde de bir numara yapacağız. Naras Barajı yapımında bölgeye yapacağımız özel yeşil alanlarla bölge eko turizmini de canladıracağız. Yeni açacağımız bal yetiştirme ormanlarıyla, ormanlık alanlarımızda arıcılığı yaygınlaştıracağız. Bal çeşitiliğini artırmak için de bölgesine göre ağaç dikeceğiz.”

Konuşma bitiminde Şişeler köyü muhtarı Mehmet Çetin, köylerine baraj yapımında gösterdiği yakın ilgiden ötürü Eroğlu’na plaket takdim etti. Şişeler köyü bal üreticileri de Eroğlu’na bölgede yetişen Püren Balı hediye etti.

Kaynak: (Cihan Haber Ajansı)

Manavgat Adliyesi,nde Geçen Yıl 17 Bin 606 Dosya Sonuçlandı

Ocak 20, 2011 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan açıklamada, adliyenin geçen yıl yapılan çalışmalarına ilişkin bilgi verildi. Önceki yıllardan devredenlerle birlikte Manavgat Adliyesi’nde geçen yıl 27 bin 734 dosya üzerinde işlem yapıldığı belirtilen açıklamada, bu dosyaların 17 bin 606′sının sonuçlandırıldığı bildirildi.

Açıklamaya göre, Manavgat Adliyesi’nde soruşturma, ilamat, kabahat ve talimat olmak üzere dört kategoride işlem yapıldı. 6 bin 299′u önceki yıllardan devir olmak üzere 17 bin 809 soruşturma dosyasına yapılan işlem sonucu bunlardan 10 bin 903′ü üzerindeki işlemler tamamlanırken, 6 bin 906 dosya hakkındaki işlemler sürüyor. Açıklamada, işlem süren dosyalardan 4 Bin 7′sini hırsızlık ya da araçla çarpıp kaçma oluştururken, bunların faillerinin tespit edilemediği belirtildi. Mahkemelerin verdiği hapis, adli para cezası ya da ehliyetin geri alınması gibi kararlardan oluşan ilamat kategorisinde ise Manavgat Adliyesi’nde 2 bin 179′u önceki yıllardan devir olmak üzere toplam 6 bin 440 dosyanın işlem gördüğü bildirildi. Bu dosyaların 3 bin 617′si tamamlanırken, 2 bin 823 dosya üzerindeki işlemler devam ediyor.

- 1 MİLYON TL’YE YAKIN CEZA-

İdare tarafından Cumhuriyet Savcısı’na intikal ettirilen ve Kabahatler Kanunu’na aykırılıktan dolayı yapılan bin 629 işlemden bin 602′si tamamlanırken, 29 işlem 2011′e devredildi. Yetkililer, Kabahataler Kanunu’na aykırı davranmaktan yapılan işlemlerin çok büyük çoğunluğunun, yetersiz ehliyetle araç kullanmak (örneğin B sınıfı ehliyetle motosiklet kullanmak gibi) olduğunu belirtirken, bundan dolayı vatandaşlara 1 milyon TL civarında ceza tahakkuk ettirildiğini kaydettiler. Diğer taraftan, Manavgat Adliyesi sorumluluk alanında işlenen suçlarla ilgili diğer adliyelerden gelen ifade alma talebi gibi bin 856 talimat dosyasından bin 484′ünün işlemlerinin bittiği 372 dosya hakkında da işlemlerin hala devam ettiği öğrenildi.

Kaynak: (Anadolu Ajansı)

Manavgat Side Müzesi’nde Geçen Yıl 8 Eser ile Bin 643 Sikkenin Konservasyonu Yapıldı

Ocak 13, 2011 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Side Müze Müdürlüğü, Geçen Yıl Bin 643 Sikke ile 8 Tarihi Eserin Restorasyon ve Konservasyonunu Yaptı.

Side Müze Müdürlüğü, geçen yıl bin 643 sikke ile 8 tarihi eserin restorasyon ve konservasyonunu yaptı. Geçen yıl itibariyle müze envanterine 2 bin 140 arkeolojik, 9 bin 838 sikke olmak üzere, toplam 11 bin 978 eserin kaydı yapıldı.

Müze Müdürü Güner Kozdere, sorumluluk alanlarında 49 arkeolojik, 5 doğal, 4 kentsel olmak üzere toplam 58 sit alanı ile 375 tescilli taşınmaz kültür ve tabiat varlığının bulunduğunu söyledi. Müzelerde de yıl sonu itibariyle 62′si sikke, 12′si arkeolojik olmak üzere, 74 eserin envanter kaydının yapıldığı bilgisini veren Kozdere, 2010′da müze envanterinden eser düşümü yapılmadığını ifade etti.

Kozdere, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun, 6 Aralık 2010 tarih 4630 sayılı kararıyla Manavgat ilçesi Değirmenli ve Saraçlı köyü sınırlarında bulunan Asartepe ve çevresinde tespit edilen antik dönem kalıntılarını 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescillediğini kaydetti. Kozdere, müzede restorasyon ve konservasyon çalışmalarının, restoratör Suzan Okumuş sorumluluğunda restoratör Zuhal Avcı ve Beyzade Yaycıoğlu’nun yaptığını belirtti.

TÜKE TAPINAĞI AYAĞA KALDIRILACAK

Öte yandan, Side Belediye Başkanı Abdulkadir Uçar, turizm beldesinde kent müzesi kurma çalışmalarının devam ettiğini söyledi. Side’yi Side yapan ana unsurun tarihi eser ve arkeolojik zenginliği olduğunu belirten Uçar, beldelerinde kazı yapan Anadolu Üniversitesi’ne her alanda destek verdiklerini, vermeye de devam edeceklerini kaydetti.

Uçar, önümüzdeki günlerde Anadolu Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Alanyalı ile eşi Feriştah Alanyalı’nın Side Belediyesi sponsorluğunda ticari agora içinde bulunan tarihi Tüke Tapınağı’nı gün yüzüne çıkarma çalışması yapacağını belirtti. Uçar, şöyle dedi:

“Side’yi Side yapan ana unsur, arkeolojik zenginliği ile sivil mimari eserleridir. Belediye olarak, tarihi eserlerin korunması ve gün yüzüne çıkarılmasında destekçi oluyoruz. Destek olmaya decam edeceğiz. Yeni yılda ilk desteğimizi, Tüke Tapınağı’nı ayağa kaldırarak vereceğiz.”

Kaynak: (Cihan Haber Ajansı)

Manavgat Taşağıl Orman İşletme Müdürlüğü, Orman Ürünlerinden 1 Milyon 176 Bin Lira Gelir Elde Etti

Ocak 13, 2011 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Manavgat Taşağıl Orman İşletme Müdürü Zeki Tuncer, 3 Yıl Önce Meydana Gelen Yangında Ateşten Zarar Gören Ağaçların Kesiminden, 1 Milyon 176 Bin Lira Gelir Elde Ettiklerini Söyledi. Antalya’nın Manavgat İlçesi Taşağıl Orman İşletme Müdürlüğü, Orman Kesimlerinden Kazandığı Parayı, Yine Ormana Yatıracaklarını Belirtti.

Manavgat Taşağıl Orman İşletme Müdürü Zeki Tuncer, 3 yıl önce meydana gelen yangında ateşten zarar gören ağaçların kesiminden, 1 milyon 176 bin lira gelir elde ettiklerini söyledi.

Antalya’nın Manavgat ilçesi Taşağıl Orman İşletme Müdürlüğü, orman kesimlerinden kazandığı parayı, yine Ormana yatıracaklarını belirtti. Yangın bölgesinde 2 yıl gibi kısa sürede yeşillendirme çalışmasını tamamladıklarını belirten Tuncer, fidan dikme çalışmalarını daha etkin yapma ve yangınlarda acil müdahale için 250 kilometre yol açımı yaptıklarını kaydetti. Tuncer, olası yangınlarda arazöz ve yangın söndürme helikopterinin rahat bir şekilde su alabilmesi için 500 tonluk havuz yaptıklarını belirtti.

Tuncer, yangın sonrası hayata geçirdikleri Yangına Dirençli Ormanlar Tesisi Projesi (YARDOP)’nin, Akdeniz ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerine model olduğunu kaydetti.

Kaynak: (Cihan Haber Ajansı)

Antalya Manavgat’ta 49 Doktor Aile Hekimliği Hizmeti Veriyor

Ocak 13, 2011 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Manavgat Sağlık Grup Başkanı Dr. Aşur Eker, İlçede 15 Noktada Aile Sağlığı Hizmeti Verdiklerini Belirtti. Dr. Aşur Eker, Açıklamasında, Manavgat’ta Aile Hekimliği Hizmetine 13 Aralık 2010 Tarihinde Başladıklarını Belirtti. Dr. Eker, 15 Ayrı Noktada Verdikleri Aile Sağlığı Hizmetinde 49 Doktorun Görev Yaptığını Söyledi.

Manavgat Sağlık Grup Başkanı Dr. Aşur Eker, ilçede 15 noktada aile sağlığı hizmeti verdiklerini belirtti.

Dr. Aşur Eker, açıklamasında, Manavgat’ta aile hekimliği hizmetine 13 Aralık 2010 tarihinde başladıklarını belirtti. Dr. Eker, 15 ayrı noktada verdikleri aile sağlığı hizmetinde 49 doktorun görev yaptığını söyledi.

Doktor açıkları bulunmadığını belirten Eker, aile hekimliğinde 3 bin 500 hastaya bir doktorun düştüğünü kaydetti. Eker, aile hekimliği hizmetinde doktorunu değiştirmek isteyen hastaların, doktorlarını 3 ay sonra değiştirebileceğini ifade etti. Manavgat’ta toplam 218 doktorun görev yaptığı bilgisini veren Eker, bunun 76′sı Manavgat Devlet Hastanesi, 23′ü Özel Akdeniz Hastanesi, 27′si Özel Bilgi Hastanesi, 18′i Özel Sevgi Hastanesi, 26′sının Özel Side Anadolu Hastanesi ile 48′inin ise sağlık ocaklarında görev yaptığını kaydetti.

Kaynak:(Cihan Haber Ajansı)

Manavgat´ta Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’ndan Bir Milyon Liranın Üzerinde Yardım

Ocak 13, 2011 Yazan  
Katagori Manavgat Haberleri


Manavgat Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (sydv), 2010 Yılında İhtiyaç Sahiplerine 1 Milyon 28 Bin 573 Lira Yardım Yaptı

Manavgat Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV), 2010 yılında ihtiyaç sahiplerine 1 milyon 28 bin 573 lira yardım yaptı. Vakıf geçen yıl başvuruda bulunan toplam 4 bin 354 kişiye ayni ve nakdi yardımda bulundu. 9 aileye de proje desteği sağlayarak iş kurmasına yardımcı oldu. SYDV Başkanı Manavgat Kaymakamı Hacı İbrahim Türkoğlu, vakfın sosyal hayatı dengede tutmak amacıyla çalıştığını belirterek, geçen yıl olduğu gibi 2011 yılında da ihtiyaç sahiplerine yardıma devam edeceklerini bildirdi. Türkoğlu’nun verdiği bilgiye göre, SYDV geçen yıl 1468 aileye 319 bin 850 lira nakdi gıda yardımı, 8 aileye 14 bin 400 lira ayni ve nakdi barınma yardımı yaptı. Aynı şekilde yangın, sel gibi doğal afetlerden zarar gören 11 aileye 30 bin ayni ve nakdi afet yardımı, ilköğretim, lise ve üniversitede eğitim gören bin 386 öğrenciye 250 bin 450 lira okula başlama yardımı, hasta ve yardıma muhtaç durumda olan 182 aileye 54 bin 485 lira tedavi, ilaç ve yol giderleri için ayni ve nakdi yardım yapıldı. SYDV tarafından geçen yıl yapılan yardımlar arasında 5 özürlüye 9 bin 160, 9 aileye iş kurmaları için 53 bin 328, bin 199 kişiye periyodik ve 86 kişiye de bir defaya mahsus olmak üzere 296 bin 900 lira yardımda bulundu.

Kaynak: (Anadolu Ajansı)

Manavgat Tarihi Manavgat Tarihçesi


Antik dönemlerde Pamfilya’ doğu kısmı, Manavgat bölgesi hakkında en eski kaynak Hititlerin çivi yazılı tabletlerinde görülmektedir. Hitit kaynaklarına göre Akhiyavalar’ın bu bölgede yaşadıkları (M.Ö. 1600-1200) ve Luvicce adlı bir dilin konuşulduğu belirtilmektedir. Hatta Hitit Kralı II. Murşilin anallerinde ( Kralın yaptıklarını anlatan yıllıklar) “II. Murşilin M.Ö. 1400 yıllarında Kilikya’ ya girdiği 6000 kişiyi öldürerek Pamfilya şehir devletlerini alarak geri döndüğü “yazılıdır.M.Ö. 14. ve 13. y.y. başlarında Yunanistan’ın Arkadia kavimler göçüyle gelen Akhalar tarafından istila edilmeye başladığı ve Akhaların getirdiği Arkadia – Greek lehçesiyle burada yaşayan yerli unsurların (dilin) Hititçe -Luvice’nin kaynaştığı, Side’ de ele geçen ve bugün Side Müzesinde sergilene yazılı kaynaklar nedeniyle Araştırmacı-Arkeologların SİDECE adını koyduğu bir dilin ortaya çıktığı görülmektedir.Antik Pamfilya bölgesi M.Ö. 8. ve 7. y.y. da ikinci kez Batı Anadolulu Aiol ve İyon kafileleri tarafından kolonizasyon hareketlerin e maruz kalmıştır.Bu hareketler sırasında Ege’deki Kymeliler (İzmir Aliağa yakınında bir İyon kenti)Antik Side şehrini bir Koloni şehri olarak kurmuşlardır.Turuva Savaşı sırasındaki bu kavimlerin göçü ve kolonizasyon hareketleri sonunda yeni gelenler ile yerli halk, yavaş yavaş karışıp kaynaşmış ve Hellenleşen şehir devletleri (Yunanca “POLİS” ) ortaya çıkmıştır. Bugünkü Manavgat ilçe sınırları içindeki antik şehirlerin bir çoğu bu dönemde kurulmuştur.Heredot’a göre:Akdeniz sahillerine yerleşim daha eskilere M.Ö 2000′in başına kadar (M.Ö. 1800 yılları ) götürülür. Turuva Savaşında orduları dağılan Amhilophos Colehos ve Mophos’un Antalya Bölgesine yerleştikleri anlatılır.Bu komutanlar çevresindekilerle birlikte, bu bölgeye gelip yerleşmeden önce, Turuva Savaşlarına bu bölgeden yardım eden soyların da var olduğunu yazar.
Yine Heredot’a göre, Lydia Kralı Cresus (Krezüs)’un M.Ö. 334 yılında buraları fethiyle de Makedonyalıların egemenliği altına girmiştir.Böylece 210 yıl süren Pers hakimiyeti son bulur.

M.Ö 223 yılında B.İskender ölünce generalleri imparatorluğu bölüştü Pamfilya, Likya ve Yukarı Firikya Antionos (Antigone )’a verildi. Ancak hissesine razı gelmeyince B.İskender’in imtiyazlı generali Petigos ile yaptığı savaşta yenilerek Yunanistan’a kaçtı ve bu generaller arasındaki savaş uzun süre devam etti. Sonunda, M.Ö. 307 de Antinos, Pamfilya’yı elinde tutan Omedis’i de yenerek yöreyi ele geçirdi.”KÜÇÜK ASYA KRALI” unvanını aldı. Suriye’yi fethetti ama durmayan generaller savaşında sonunda M.Ö. 301 yılında 84 yaşında öldü.

Pamfilya M.Ö. 302-218 yıllarında Ptolemeioslar’ın, M.Ö. 215-189 yıllarında Selevkios Kral Autiochos’un, ünlü Kartacalı komutan Hannibal’ın komutasındaki donanmasını Roma senatosuna bağlı Rodos donanmasına, Side açıklarında yapılan deniz savaşında yenilmesiyle, (M.Ö. 190 ) Roma’ya , M.Ö. 188 yılında da Roma Senatosu tarafından Pamfilya Bergama Krallığı’na verilmiştir.

Ancak Helenistik Krallıklar boyunca sürekli özelliğini koruyan ve gittikçe hellenleşen gelişimini sürdüren Pamfilya şehirleri ve özellikle bunlardan Side şehri Bergama krallığı ile çıkan sınır anlaşmazlığı yüzünden, 0M.Ö. 188-102 yılları arasında bağımsız kalarak Hellenistik dönemin en parlak çağını yaşamıştır.Romanın kirli işlerine karışmamıştır.Bu nedenle Bergama Kralı Attolos II. Bölgenin en önemli ve liman şehri Side’yi alamayınca kendi adını alan ATTALİA (Antalya ) ‘yı Liman kenti olara kurmak zorunda kalmıştır.İşte bunun için Side’ye “Eski Antalya “, Antalya’dan daha önce kurulmuş olduğundan denmektedir.

Hellenistik Krallıklar zamanında sık sık el değiştiren Pamfilya’da büyük bir otorite boşluğunun olması, Roma’ya uzak oluşu , Özellikle doğuda Kilikya bölgesi ve dağlık bölgelerde saklanabildiklerinden bölgede korsanlğın ortaya çıkıp çoğalmasına güçlenmesine neden olmuştur.Pontus Kralı Mitridates VI’nın Romalılara karşı korsanlığı desteklemesiyle durum daha da kötüleşmiş hatta Alanya’da (Cerecetyne) Korekesion Diodotos Tttryphon adlı bir zorba korsan, başkanlığında para basıp kaleler inşa edecek düzeyde ileri giderek helenistik şehirleri tehdit ederek zayıflamalarına neden olmuştur. Hatta bu zorba korsan, Suriye Krallarına kafa tutarak, Selevkos Kırallarına kafa tutarak, Selevkos Krallarını devirecek ve yerine istediğini geçirecek güce bile sahip olmuştur.Bu tehdit M.Ö. 78 yılında Romalı Konsül Pub lius Servillius’un Pamfilya ve Kilikya’yı Roma’ya bağlaması ve kumandan Pompeais’un bölgeyi korsanlardan tem,izlemesine kadar sürmüştür.Bazı tarihçiler “…Pompeais’un 24 generalin komutasında 120 bin asker, 500 parça gemiyle Akdeniz’e açıldığını, Pamfilya’yı tüm korsanların gemilerini yakarak Akdeniz’i onlardan temizlediğini, Trayphon’un yaptırdığı kaleleri yakıp yıkarak sağ kalanlarının da Torosların tepelerine kaçtıklarını ….”" yazar.

Pompeyüs kısa zamanda Anadolu ve Akdeniz’de sağlam bir egemenlik kurarak bir çok küçük devlet ve bölgedeki Prenslikleri Roma’ya bağlayıp, bölgeyi Roma eyaleti haline getirmişse de, Pamfilya’da korsanlığın kökünü kazıyamadı. Bunların kökünü Sezar temizler.Roma senotosunca idama mahkum edilince Pafilya kıyılarına kaçan Sezar, önce korsanların eline düşer onların elinden kurtulup Milet’e kaçar. Milet’te eline geçirdiği gemiler ve Miletlilerin yerlerini iyi bildiği korsanları yakalayarak, Bergama’ya getirip hepsini asar. Bunlarla yıldızı parlayan Sezar büyük bir ordu ile Anadolu seferine çıkar. Pamfilya ve Kilikya’da Roma hakimiyetini kurduktan sonra ‘da Roma’ya o meşhur mektubu yazar. “GELDİM, GÖRDÜM, YENDİM” . bu arada Mısıra kaçan Pompeyüs’ü takip eden Sezar, Mısır üzerine yürüyerek Mısır’a gider. Pompeyüs’ü öldürür. Orada Gördüğü Kleopatra’ya aşık olur .Adeta Sezar’ı büyüler . Kleopatra’nın etkisinde kalan Sezar Mısır’ı , Kleopatra’ya vererek Roma’ya döner. Sezar’dan sonra Anadolu’nun yönetimi Markus Antonius’a verilir. Tabi Pamfilya’da…..
Anadolu’daki sık sık değişen bu egemenlik savaşlarında, bilhassa Pamfilya (Manavgat), dağlık olduğundan, Alanya ve çevresiyle birlikte hep bu olayların içinde kalmış ve küçümsenemeyecek üne de kavuşmuştur.
Özellikle Köprüçay ve Manavgat Çayından yararlanarak dağlık bölgelerin kerestelerini ta Mısır’a kadar satarak kereste ve zeytin yağı ticaret yapılmıştır.

Marcus Antonius buraların hakimi olup Kleopatra’yı tanıyınca Korekesyon’u (Alanya) çevresiyle birlikte Kleopatra’ya armağan eder.Bunların zenginlikleri, özellikle keresteleri Mısır’a akar
Burada bölgenin, çok önemli diğer kenti Side için, Strabon ne diyor? Strabon’a göre Side;
M.Ö. 7. yüzyılın ikinci yarısında, bir İonia kentinden gelen Helenli kolonistlerce kurulmuştur. Kentin adı Helence olmayıp, Anadolu lehçesinde “NAR” anlamına gelir. Nar meyve olarak M.Ö. 500 yıllarından itibaren, şehir sikkelerinde, bereket ve bolluğu sembolize etmektedir.Side’nin gelişmesinde kolonistlerin büyük payı vardır. Ve çok zengin bir liman kenti haline gelir. Kent yalnız geniş bir bölgeyi kapsayan zenginliği ile değil, köle ticareti ile de tanınır. Özellikle şehirde, özel bir podyumda teşhir edilerek gösterilen kadın kölelerin güzelliğinin ünü çevredeki tüm ülkelere yayılmıştır. Roma’nın kirli işlerine hiçbir zaman bulaşmayan Side’liler, M.Ö. 2. ve 1. yüzyıllarda barış içinde yaşadılar.Side’nin en görkemli dönemi M.Ö. 2. yüzyılın ilk yarısıdır.En önemli, en süslü yapıları bu dönemde yapılmıştır. Roma imparatorluğu döneminde; Ö.Ö. 27 den M.S. 192 yılına kadar süren imparatorluk devrinde Anadolu Roma egemenliğinde kalmış.Oktaviyanus imparatorluğu eyaletlere ayırdıktan sonra Pamfilya ve Akdeniz sahillerindeki Krallıklar olduğu gibi Roma ‘nın eyaletleri haline gelmiştir.M.S. 3. yüzyıldan sonra devlet idaresinin zayıflamasıyla kuzeyde dağlık bölgelerdeki kavimlerden DOSTLAR yada İSKİTLER M.S. 266-270 yıllarında bölgeye inerek Side’yi kuşatmışlardır.Daha sonraki M.S. 361-363 yıllarında da İSAURALILAR yine Side ve bölgesini kuşatıp yağma ve talan ederek 2. çöküş dönemini yaşatmışlardır.

BİZANS HAKİMİYETİ
M.S. 4. yüzyıl boyunca gittikçe Hıristiyanlaşan bölge M.S. 395 yılında Roma imparatorluğunun doğu ve batı olarak ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma Bizans egemenliği altında kalmıştır. Denizcilik ve ticaretin önem kaybetmesine karşın M.S.4-6 yüzyıllarda , Bizanslılar döneminde tarım ve ziraatla yapılan ilerlemelerle tekrar canlanan bölge şehirlerinden Side , imparatorluğunun (dini anlamda) doğu Pamfilya Metropolitanlığının başkenti olarak eski sınırlarını da aşan ünlü bir şehir haline dönüşerek 3. parlak dönemini yaşamıştır.Bizanslılar da Roma hakimiyeti sırasında , bölgede yapılan koruyucu kale ve garnizon binalarını kullanarak aynı sistemi devam ettirmişlerdir.Önceleri ;Körüçay Havzası , Manavgat çayı Havzası ,daha sonra Zincirli kale ile Akseki – İbradı güzergahlarındaki küçük küçük yerleşimler bunu ispatlıyor.

M.S. 7 yy’lardan başlayan ve ardı arkası kesilmeyen arap korsanların akınlarına uğrayan , bölgedeki hırıstiyan şehirlerinin gittikçe önemi azalmaya başlamış, araplar tarafından sürekli yağma ve talan edilen bölgeyi korumak için Bizans imparatorluğunun kurduğu özel donanma bile bölgeyi koruyamamış , yavaş yavaş islamlaşan bölgede Side-Manavgat – Hisar vb.gibi bazı stratejik yerler ve kentlerde ufak keşişlikler halinde yaşamlarını sürdürmeye çalışan Bizanslıları; ayrıca Rodos , Venedik ,Ceneviz korsanlarının talanları ve Kıbrıs Krallarının saldırıları ile haçlı seferleri sırasındaki yağmalar , bölgenin ekonomik gücünü olduğu kadar kentlerini de yıpratmıştır.
Dönemin Arap coğrafyacısı İdrisi’nin (1150)’yanık Antalya ‘ olarak belirttiği bölge, Side gibi kentlere dönüşmüş, 12. y.y. da da tamamen terk edilmiştir.

SELÇUKLULAR VE OSMANLILAR DÖNEMİNDE MANAVGAT
12. ve 13. yy. da Selçuklu Türklerinin yoğun bir yerleşimine sahne olan Manavgat’ı Teke yöresiyle değerlendirirsek;13. yy sonunda Anadolu da Türk Beylikleri , yani Beylikler dönemi başlayınca, Antalya ve Isparta bölgeleri Hamitoğulları’nı eline geçmiştir.ancak Hamitoğulları bir ara Selçuklulardan sonra İlhanlılar’ın hükmü altına girdiler ise de, Hamitoğulları olarak hüküm sürdüler , 1300 yıllarında da Isparta ve Antalya (Tekeoğulları) olarak ikiye ayrıldılar. Merkezleri de Antalya, zaman zaman da Korkuteli olmuştur.(1331-1423 ). İşte bu yüzden Korkuteli civarına Teke yöresi denir.Antalya’daki Tekelioğlu ailesi de ta o hanedandan yani Hamitoğullarının bir kolundandır. Diğer yönden ele alırsak :

Manavgat Hisar mahallesinde ziyaretgahtaki (Mezarlık’taki) sandukada 1272 tarihi ve sandukalardaki şekil ve yazılar Isparta, Atabey, Ertokuç Medresesi yanındaki bir sanduka ile tıpa tıp aynıdır.Yani Selçuklu Türklerinin Manavgat’a Hamitoğullarının batıdan gelişinden daha önce kuzeyden geldiklerinin ispatıdır. Köprüçayı yöresinde Olukköprü’nün güney taraflarında (Karabük köyünde o günlerden kalma bir camii vardır. Önceleri bu açık hava camisi ibadete açıktır.) 1148 de Bizanslıları yenen Selçuklu Türkleri bu bölgeyi alarak Alanya’yı zaptetmişlerdir. (1223) Hatta Büyük Selçuklu sultanı Alaaddin Keykubat (1220-1237) bölgeyi Bizanslılar’dan temizleyerek , yenik valinin kızıyla evlenmiş, Şehrin adını da Alaiye olarak değiştirmiştir. Yani kendi adını vermiştir.Alara kalesini de Alaaddin Keykubat’ın yaptırdığı söylenir. Alaiye’yi kendisine kışlık merkez yapar.
Ancak esas Türk egemenliği , Hamit ve Tekeoğullarının bu bölgelere dağılıp yerleşmelerinden sonra başlamıştır.Bu dönemden başlayarak Manavgat’ın tarihi , Alanya tarihiyle birlikte değerlendirilmektedir.Bunun nedeni,bu bölgede büyük şehirleri olmayan Türklerin,yerleşik bir hayata geçemeyerek hayvancılıkla uğraşan göçebe(yörük) olarak yaşamaları,ya da yerleşik hayata geçenlerin dahi köy köy beylere (Batı yakasında Tugay Beyleri,Doğu yakasında Senir Beyleri)tabii olarak,Selçuklulardan itibaren önemli bir merkez olan Alanya Sancak Beyliği’ne idari olarak bağlı olmasındandır.Bu dönemde Alanya’da basılan paraları Manavgatlılar kullanmışlardır.Hatta bunlar arasında Karamanoğulları(1293),İlhanlılar(1304-1306) ve Mısır kölemenleri(1323-1341)’nin de paraları bulunmaktadır.

Beylikler dönemi (14.yy.da..) Hamitoğulları ve Tekeoğullarının nüfusu altındaki Manavgat,1361 yılında Kıbrıs Kralı Pierre,yörede yerleşen Türklerin Mısır’a yardım etmesiönlemek amacıyla Antalya’yı zaptedince,Alanya ve Manavgat bu egemenliği kabul etmek zorunda kalmıştır.Ancak mücadeleden de vazgeçmeyen,Mısır’a yardımı sürdüren Tekeoğulları 1364 yılında Alanya ve Manavgat Beyleri’nin yardımını da alarak,Kıbrıs Krallığı yanlısı Antalya’ya saldırdı.Fakat Antalya’yı denizden kuşatan Alanya Donanması yakıldı.Gizli gizli Mısır’a yardımı sürdüren Manavgat,Alanya ve Karamanoğulları Kıbrıs Kralı Pierre’nin planını bozmuşlarsa da,1365 yılına kadar Manavgat ve Alanya Kıbrıs yönetimi altında kalmıştır.

15.yy.ilk yarısında bölgeyi elinde bulunduran Karamanoğulları Beyliğinden,Karaman Bey,Osmanlıların buraları almak için sefere hazırlandıklarını öğrenince,Alanya ve Manavgat’ı alelacede Mısır’a 500 dinara satmıştır.Tabii Kıbrıs’ta (1425) Mısır Krallığı’na bağlanmıştır.Ama Mısır Kralı II.Murat’ın kuvvet topladığını,yakında sıranın kendine geleceğini biliyordu.

1462 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Karamanoğulları Beyliği’nin ortadan kaldırılmasıyla Manavgat,Alanya ile birlikte Osmanlı Egemenliği altına girmiştir.1530 yıllarına ait Osmanlı arşivlerinde Manavgat’ın,Alanya yörük toplumları ve Tımarları içinde,Nahiye olarak kaydı vardır.Manavgat Çayı’nda gemileri olanlar da diğerlerinin dışında gemi vergisi olarak götürü vergisinden söz edilmektedir.Osmanlı İdari Teşkilatında Manavgat yine Beylere tabi olarak II.Murat zamanı(1584)kayıtların Teke iline bağlı Alanya’yla birlikte 1603-1604 yılları arasında tımarlı bir nahiye olarak gözükür.
Sultan Abdülmecit zamanında (1859)yapılan yeni idari düzenleme ile Manavgat, yine Alanya sancağına bağlı olarak Konya eyaletine bağlanır.1868 yılında sancakların Antalya’ya verilmesiyle Alanya ve Manavgat’ın itirazlarına rağmen,1871′de bir kaza olarak Alanya ile birlikte Alanya kazasının nahiyesi olarak Antalya’ya (Teke Sancağına)bağlanır.Buna çok kızan Alanyalılar;6 köy ve mahalle muhtarları ve imamları ile birlikte 71 Alanyalı tarafından mühürlenmiş,bir tutanak hazırlamışlar.Bu tutanak Alanya’lıların Antalya’ya karşı duydukları kırgınlığın tam bir ifadesidir.Nitekim tüm bunların üzerine 1896 yılında Alanya kaza olarak yine Konya vilayetine bağlanınca Manavgat’ta Konya’ya bağlanmış oldu.

Böylece Manavgat Irmağı’nın batısı Tugay Beylerinin,doğusu Senir Beylerinin Tımar,zeamet ve hasları olarak Cumhuriyet’in ilanına kadar devam etmiş,daha sonraları buralar bu beylerin üzerine tapu edilmiştir.
Görüldüğü gibi Manavgat ve civarı güç kime geçtiyse olaralara tabi olmak zorunda kaldığından bir batı,bir doğu derken sonunda Türklerin egemenliği altına girmiş ve Türk şehri olarak yaşamını sürdürmektedir.

CUMHURİYET DÖNEMİNDE MANAVGAT
Bugün kü Manavgat’ın kuruluş tarihi hakkında kesin bir kayda rastlanmamakla birlikte köklü bir yerleşim merkezi oluşu 150-200 önce rastlamaktadır. Yakın tarihe kadar , şimdiki ilçe merkezinin bulduğu Manavgat Çayı’nın civarında iki yakalı (kayık ve gemilerin çay üzerinde, iki yaka arasında , yük ve insan nakli yapıldığı) bir yer olarak belgelerde görülmektedir. Cumhuriyet ilanıyla , 1923 yılında vilayet yapılan Antalya ile birlikte Manavgat’ta Beşkonak ve Taşağıl Nahiyeleri ile kaza yapılmış (1924) ve Antalya ‘ya bağlanmıştır.O zamanlar elverişsiz doğal ortam (çay taşmaları, sıtma sıtma hastalığının bir doğal afet olması) nedeniyle büyüyüp gelişemeyen Manavgat için o günkü Manavgat için Orhan Tunçdemir’in tasfiri o günkü Manavgat’ı ne güzel anlatıyor: Cumhuriyetin ilk Kaymakamları Lütfi Bey ve Avni Refik’tir. Cumhuriyetin ilk yıllarında İttihat ve Terakki zamanında temeli atılan şimdiki “Çağlayan İlkokul ve Tugayoğullarından Hafize Hatun camii ve caminin yanında Hoca Mustafa Medresesi ” en önemli yapı olarak gözükmektedir. Bunlardan başka, 1920-1930 yıllarında, 3 ağaya ait konut, bir iki tahta kagir bina ve yörüklerin kışladıkları bir sürü saz damlar bulunmaktaydı. Taşıt olarak 3 ağaya ait iki tekerlekli binek arabası vardı.o zamanlar ırmak üzerinde köprü olmadığından kayıla ve küçük mavnalarla insan ve yük nakli yapılırdı. Bütün manavgat’ın lağımları ırmağa akardı. Çok miktarda hayvan besleyen yörüklerin saz damlarının etrafı gübre tepecikleri ile doluydu.Bu yüzden bataklıklarda ürey4en sivrisinek , gübreliklerde üreyen kara sineklerden yaşanmaz, pis ve bakımsız bir belde idi. 50 yıl önce Manavgat… Durumun en acı tarafı , lağım ve gübreliklerinin pis suyunun aktığı Manavgat Çayından halk, içme suyunu alırdı. Hatta bu hal zamanla belediye ve hükümet yetkililerinin dikkatini çektiğinden ırmağa akıntısı olan tüm lağımlar foseptik şekline dönüştürüldü.Irmağın kirletilmesi yasaklandı.Çünkü ırmak suyunu içmekten halkı men etmenin imkanı yoktu.Çevrede başka kaynak suyu bulunmuyor, kuyu açmak zahmet ve masrafından ırmaktan su almak, halk için daha pratikti.Belediye su şebekesi kuruncaya kadar bu hal devam etmiştir.
… Irmak kenarındaki lokantalarda yemek yiyen müşteriye garson , gözü önünde sürahiyi çaydan doldurup masaya kordu… 1940 yılında 1162 olan nüfus ancak tarım ve eğitim gelişmesi hükümet ve belediyenin doğal şartlarla mücadelesi sayesinde 1960 ‘lı yıllarda itibaren gelişmeye başlamıştı. Son zamanlarda ki turizm ile birlikte Türkiye’nin her tarafından , hatta yabancı ülkelerden bile insanların gelip yerleştiği bir kent olmuştur. İnsan ihtiyaçları kurumlaşmış devlet kendisini hissettirmiş ve yerel yönetim kentin eksiklerini gidermeye başlamıştır..Bu dönemde ırmak üzerinde demir köprü 1??? Yılında Alman Grup Firması tarafından yapılmıştır.Halkın ekonomik ve kültürel seviyesi artıkça daha modern bir kent olmaya başlayan Manavgat 1990′lı yıllarla birlikte il olmayı hak eden çağdaş bir kent görünümüne kavuşmuştur….